Basketbolda savunmanın önemini en güzel anlatan insandır belki de James A. Gels. Basketbolla ilgilenen hemen hemen herkes duymuştur “İyi hücum maç kazandırır, iyi savunma şampiyonluk getirir.” sözünü. Bu sözü en güzel örnekleyen iki takımın “San Antonio Spurs” ve “Phoenix Suns” olduğunu düşünmüşümdür hep. Bir tarafta Burak Bıyıktay döneminde oynamaya çalıştığımız “run and gun” tarzı basketbolun gelmiş geçmiş en keyif veren takımı olan “Phoenix Suns” ile diğer tarafta, yaptığı savunmayla istikrarlı bir şekilde NBA’in en iyi takımlarından biri olmayı başaran “San Antonio Spurs”. Bu iki takımın playoff’larda karşılaşması, her zaman ilgi çekici olmuştur benim için. Özellikle 2005 yılında, normal sezonunun en fazla maç kazanan takımı olan Phoenix Suns’ın, batı finalinde San Antonio Spurs karşısında süpürülmesi, doğru hücumun aslında savunmada başladığını çok güzel örnekler.İstikrarlı bir biçimde yüksek yüzdeyle şut atamayabilirsiniz belki ama istediğiniz her an oldukça başarılı bir şekilde rakibinizi savunabilirsiniz, bu güzel oyunda.
Bütün bunlara Beşiktaş penceresinden baktığımızda ise, ne yazık ki durum pek de parlak değil. Maçların belirli bölümlerinde, iyi savunma yapsak da, belirli bir savunma karakterimizin bulunmaması oldukça can sıkıcı bir durum. Savunmada gösterdiğimiz direnç, bütünüyle maça ne kadar konsantre olduğumuzla alakalı. Maç içerisinde yüksek tempoda oldukça akıcı bir oyun oynuyoruz çoğu zaman. Hem savunmada hem de hücumda verimliliğimizin zirve yaptığı bu dönemde, rakibe üstünlük sağlamak konusunda pek de zorlanmıyoruz. Ancak maç içerisinde yakaladığımız bu avantajları, oyunun ilerleyen bölümlerinde çok kolay kaybediyoruz. Maç içerisinde inişli çıkışlı bir grafik çizmemizin, bana göre bir çok farklı sebebi var.
- Takımın gücünü efektif olarak kullanamaması, bence yaşadığımız iniş çıkışların temel sebebi. Maç sonlarında diri kalamamamızın sonucu olarak, hem savunmada hem de hücumda pasif bir görüntü çiziyoruz.
- Sistemin işlemesi adına en önemli parça olan Chatman’i ne yazık ki yeterince dinlendiremiyoruz. Ciddi anlamda bir yedek oyun kurucu problememiz var.
- Kemp oldukça başarılı bir skorer olsa da, zaman zaman organizasyondan oldukça uzak şut tercihlerinde bulunuyor. Oldukça riskli bu atışların girmemesi durumunda, takım halinde oyundan kopuyoruz.
- Dış şutların cazibesine çok çabuk kapılıyoruz. Tempoyu kontrol edebilmek adına, içeriden hücum etmeyi daha fazla tercih etmeliyiz. Maçın belirli dönemlerinde, içeriden çok kolay sayılar bulabilen Likholitov’u kullanmamız akıllıca bir tercih olabilir.
Takımın kısa sürede yaptığı büyük sıçramadan sonra, buna benzer bir düşüş yaşamasının, her şeye rağmen normal olduğunu düşünenlerdenim.Kaybettiğimiz Olin Edirne ve kazandığımız Antalya BŞB maçları, ayaklarımızın daha sağlam yere basması adına önemli sebepler sundu bizlere. Savunmada daha konsantre olmamız dileğiyle..












