Sevgili Taraftarlar Nasıl Olacak?

Futbol takımlarında kötü gidişin ardından hele ki lige erken havlu atıldıysa (bu tabiri hep kullanmak iştemiştim) teknik direktör kellesi almak bir klasiktir. Bu sezon da hem Beşiktaşımız hem Galatasaray (ki bir sezonda 3′ün peşindeler) ligdeki kötü gidişlere teknik direktör hamleleriyle dur deme yoluna gitti her zamanki gibi.

Beşiktaş’ın Tayfur hamlesi sonrası, yönetim sezon sonuna hatta gelecek seneye kadar Tayfur demesine rağmen, gelecek sezonun teknik direktör arayışiları camiada başladı.

Teknik direktör arayışı ülkemizde çok bilinmeyenli(?) denklem şeklinde olmakta.Bu süreçte taraftar da kendini ifade edebildiği tüm mecralarda takımı yönetmesi gereken teknik direktörle ilgili isteklerini sıralıyor. Genel çerçevede özet geçersek bir teknik direktörden istenen ve beklenen X’i X gibi oynatması, Avrupa’da başarı veya başarılar elde etmeli, genç oyunculara öncelik vermeli, ligi ve kupayı kazanmalı hatta mümkünse bunu bırak puan kaybetmeyi gol bile yemeden yapmalı, başarıya aç olmalı ve ülkeye para için gelmiş olmamalı, mümkünse Andrea Villas Boas gibi bizden biri olup sonrasında adeta Alex Ferguson gibi yıllarca çalışmalı.

Bu istekler ışığında taraftarlar (ve taraftar spor yazarları) “Bu hoca neden olmasın” konulu oldukça fazla fikir üretiyorlar.

Bazı kriterleri de ben duyabildiğim/okuyabildiğim ölçüde naçizane paylaşmak isterim. Bu kısımdaki isimler tamamen teknik direktör isim ve/veya o ismin temsil ettiği oyun anlayışını yansıtmakta. (Bu söylenenler hem Beşiktaş hem de Galatasaray taraftarınca dile getiriliyor, yani isimler farklı olsa da istekler aynı)

-Lucescu olmasın, onun oynattığı futbol göze hoş gelmiyor. Beşiktaş Beşiktaş gibi oynamalı. Bu kadar defansif olup, maç 0-0 gitsin de bir gol atarsak 3 puan alırız mantalitesi (evet mantalite) bize yakışmıyor.  Tamam Şaktarı çeyrek final oynatıyor, uefa aldırdı ama siz Şaktar maçlarını izlemekten zevk alıyor musunuz? (E hani Avrupa’da ve ligde başarı önemliydi?)

-Şuster/Reykard olmasın, Türkiye Ligini küçümsüyor, Türkiye Ligi’nde bu kadar atak oyun anlayışıyla başarılı olamazsınız. Orta sahada en az 2 defansif oyuncu olması lazım. Ayrıca rakibe özel önlemler alması lazım, her maça aynı taktikle mi çıkılır? Zaten Şuster saygısız, basına verdiği demeçler küstahça. Ayrıca kampa girmeden maça mı çıkılır? ( (E hani X, X gibi oynamalıydı ve defans yapmak yerine sürekli saldıran, “ısıran” takım olmalıydı)

-Tigana/Gerets/Skibbe olmasın, oyuncuları disiplin altına almıyor. Oyuncularla bu kadar samimi olursan gelir tepene çıkarlar. Zaten kasaba takımı teknik direktörü bunlar. Ne başarıları var ki? . Ayrıca koskoca X çoluk çocuğa mı kaldı. Bu kadar tecrübesiz bir takımla başarı zaten hayal. (E hani genç oyuncuları takıma monte etmek lazımdı?)

-Bizim Çocuklar‘dan olmasın. Teknik direktörlükte ne kariyerleri var ki? Onların daha pişmeye ihtiyacı var. Vizyonu kısıtlı, takımı korkak oynatıyor. Şimdiye kadarsüper ligde görev yapmamış adam büyük takımda ne başarı gösterecek? (E hani Andrea Villas Boas gibi bizden biri süper olurdu?)

İşte size takımı göze hoş gelen futbol oynatabilecek,  rakibe karşı her maçta önlemler alıp taktiği değiştirecek, disiplinli ve uzun yıllardır süper ligde takım yöneten ve “neredeyse bizden” ama sevmiyorsunuz işte.

Ee nasıl olacak yaa?

Bu arada bu yazı fikrini kafamda oluşturan Cihan Ceylan’ın o muhteşem 2 karikatürünü de eklemek isterim. (üzerine tıklayınca büyük halini görüyor olmamız lazım.)

Neredeler?

Dün geceki kupa maçından önce de aklımdaydı ama a2 kadrosundan bu kadar oyuncu forma giyince yakın zamanda bizi heyecanlandıran gençler nerede merak ettim ve aklıma gelenleri/bulabildiklerimi paylaşayım istedim.

Mehmet Sedef (1987)


Sol bek sorunumuzu çözecekti. Hatta defansif orta saha bile oynayabiliyordu.

2008′de Altay’a kiralık verildi, sonra 2009′da Çaykur Rize’ye kiralandı şu anda Konyaspor’un kadrosunda. Federasyon verilerine göre bu sezon 7 maçta forma giymiş.

Sezer Sezgin (1986)


Mehmet Sedef’in kaptan olduğu PAF takımda sol bekti. Mehmet Sedef nedense orta sahada veya açıkta forma giyiyordu.

O da İbrahim Üzülmez’in tahtına adaydı. 2006′dan itibaren 1,5 sezon Kayserisporda, 1,5 sezon Karşıyaka’da kiralık oynadıktan sonra Boluspor, Siirtspor, Samsunspor derken şu anda Kartalsporda.

Adem Büyük (1987)


Aynı dönemden devam edelim. Aslında bakıyorum da bir dönem PAF maçlarını izlediğim kadroyu yazıyorum gibi. Adem Sedef’li, Sezer’li paf takımının 10 numarası, golcüsü, yeteneklisi, kaprislisiydi. Kısa boyu, göbeği falan derken Sergen’in minyatürü gibiydi.

Sırayla ikişer kez Sebat ve Zeytinburnu’ya kiralandıktan sonra önce Altay’a kiralık verildi. Bir türlü patlama yapamadı ama Manisaspor’a transfer oldu. Manisaspor tarafından önce Boluspor’a sonra da bu yılın ikinci yarısında Mersin idman Yurdu’na kiralandı. Şu anda Bank Asya’da oynadığı 6 maçta 4 golü 3 sarı kartı var.

Rıza Şen (1986)


Sedef’in solda oynadığı dönemde Rıza diye bir çocuk daha var. Adaşı gibi o da sağda oynuyor çok iyi diye efsaneleşiyordu ismi.

Beşiktaş’tan Sergen’in isteğiyle Beypazarı Şekerspor’a kiralık gitmişti. Sonrasında Arsin, Zeytinburnu, Eyüp, Kasımpaşa, Ordu derken en sonunda bu sezonun ikinci yarısında sözleşmesi feshedildi ve Körfezspor ile anlaştı. Spor Toto 2. Ligde 4 maç 1 gol istatistiğiyle oynuyor.

Aydın Karabulut (1988)


Beşiktaş’a 2006 yılında Herta Berlin alt yapısından gelmişti. O dönemde bir bacağı daha kısa o yüzden içe de dışa da rahat çalım atıyor diye saçma efsaneler dönüyordu. Fakat Tigana onu bu efsanelere rağmen akranları gibi PAF takımda oynatıyordu.  2008-2009 sezonunun devre arasında takasla Yusuf Şimşek transferinde kullanılmak istense de kendisi Bursa’ya gitmek istemedi ve o sezon sonunda Erhan Güven transferinde takasla Ankaraspor’a gitti.

Ankaraspor’a transferi sonrasında kulübün küme düşürülmesi ile önce Ankaragücü’ne transfer oldu. İkinci yarıda ise Karabük ile anlaştı. Şu ana kadar karabük formasını sadece 20 dakika giyebildi.

Oğulcan Engin (1990)


Yanılmıyorsam 2003-2004 yılı 23 Nisan’ında NTV’nin gösteri maçında işte bu çocuk adam olur dedirtmişti kendine. Annesi Seda Sayan, babası Sinan Engin’di. O gösteri maçını izleyen herkes yıllarca Oğulcan’ı bekledi. Bu gün Muhammed Demirci’yi beklediği gibi. Her ne olduysa bir türlü olmadı Oğulcan. Babasının deyimiyle “Para sıkıntısı yoksa niye oynasın”dı.

Biz onu sahada görmeyi beklerken annesiyle cips reklamında, annesinin aldığı arabayla Bebek’te, çapkınlıkta gördük. Oğulcan sonunda Beşiktaş’ta profesyonel olamadan Kasımpaşaspor’a gitti. Orada da sadece A2′de oynadı ve A2 liginde bu sezon 9 golü var.

Can Erdem (1987)


Tigana’nın takıma armağanıydı hatta Türkiye’nin Luca Toni’si gözüyle bakılıyordu. . Tigana döneminde A takımda şans bulsa da o gidince yüzüne bakan bile olmadı. Can Erdem de bu durum sonrası isyanlarını gazetelerle paylaştı.  2007′de Kocaelispor’a kiralandı, sonrasında Altay’a. Altay’da kendini gösterip geri gelecek derken 2010′da Siirtspor’a kiralandı. Bu sezon ise 2 yıllığına Denizli ile anlaştı.

Bu sezon Denizlispor A takımı formasıyla 11 maça , A2 formasıyla ise 3 maça çıktı. A2′de oynadığı maçlarda 2 golü var.

Koray Şanlı (1989)


Hiç A takımda yer alamamasına rağmen umut vaadeden defans oyuncumuzdu.  “Topu oyuna sokmayı beceren” defans olacak diye bekliyorduk.  Ertuğrul Sağlam tarafından A takımda değerlendirilmedi.  Önce Sebatspora kiralandı sonra da Adanaspor ile 2 yıllık anlaşma yaptı.  Bu sezon Bank Asya 1. Lig’de 10 maçta görev aldı.

Orhan Gülle (1992)


Can Erdem ve Batuhan gibi Mustafa Denizli döneminde A takım’da şans bulamadığı için takımdan ayrılan Orhan, genç ve ümit milli takımlarda forma giymesine rağmen Beşiktaş’ta profesyonel olamadı. Bunun üzerine Haziran ayında Gaziantep’le anlaştı ve hala Antep forması giyiyor. Türkiye Kupası da dahil toplam 17 maçta forma giydi. Sanırım şu ana kadar yazdığım oyuncular içerisinde tüh dedirten tek oyuncu Orhan.

Batuhan ve Serdar Özkan’ı yazmadım, yazmayı da düşünmedim.

En başta da dediğim gibi, dün gece kupa maçında oynayan (veya 18′de olup oynayamayan) Onur, Atınç, Cumali, Doğukan, Muhammed ve Furkan’ı gördükten sonra aklıma geldiler. Ve umarım dün gecekiler diğerlerine benzemez.