‘ Ropörtaj ’ Arşivi

İlhan Mansız, Beşiktaş’ ta oynadığı dönemde ve sonrasında hem oyunculuğu hem de tarzıyla tüm taraftarlar için bir fenomendi. Beşiktaş’ a gelişi, Beşiktaş’ tan gidişi, Ankaragücü’ nde oynarken takımımıza attığı golden sonra sevinmemesi, Chelsea ve Gençler maçları yıllarca konuşulacak türdendi. Şu anda futboldan apayrı bir alanda yeni hedefler peşinde ve bu hedefler için de sürekli çalışmakta. Bu yoğun tempo arasında kendisine e mail aracılığıyla gönderdiğimiz sorularımızı içtenlikle yanıtladı. Kendisine bir kez de buradan teşekkür etmek boynumuzun borcu…

- Seni neredeyse bütün Beşiktaşlılar sürekli takip ediyor ama, şu an nerdesin, ne yapiyorsun, zamanini nasil geciriyorsun kendin anlatir misin? Futbolu biraktiktan
sonra oyunculuk ve buz patenine merak sardin ve bildigimiz kadariyla ozellikle buz pateni konusunda onemli yol katettin. 2014 hedefin nedir?
Yaklaşık 10 aydır yoğun bir şekilde 2014 Projesi icin günde 2-3 idman / Haftada 6 gün çesitli ülkelerde ama genelde Almanya olmak üzere çalışıyorum. Hedef 2014′ te Kış Olimpiyatlari’ na gitmek.

- Buz pateni senin için yeni bir çevre oldu kuşkusuz, insanlarin sana yaklaşımı nasıldı? Kimlerle çalışıyorsun?
İlk başlarda “ya futbolcu kayamaz, ne işi var?” gibi davrananlar oldu. Geçen sene hocamız  Alex König’ ti.



- İlerde tekrar futbolun içinde olmayı düşünmüyor musun? Almanya’ da mı Türkiye’ de mi yaşamayı düşünüyorsun?
Bu projeyi inşallah başarıyla tamamlayıp tekrar futbolun içinde olmak istiyorum, sportif direktör olarak.

- Biraz geçmişten söz edelim, meşhur Gençlerbirliği maçı… Biz hala o günü kaybedilmiş değil, kazanılmış olarak hatırlıyoruz; soyunma odasında siz kendinizi nasil hissettiniz?
Sonuçta inanılmaz mücadele sonucu mağlup olmaktan kurtulamadık ama en azından mücadale nasıl edilir onu gösterdik…

- Geldiğin sene, Galatasaray’la da sözleşme imzalama noktasına geldiğin biliniyordu, doğru mu? O sözleşmeyi imzalama sebebin gerçekten Ümit Karan mıydı, yoksa başka
anlaşmazlıklar mı vardı?
Geldiğim sene GS’ ye ön protokol imzaladık, daha sonra Ümit bana telefonda anlaştığı rakamı söyledi. Aramızda çok büyük fark vardı. Ben de bir sonraki toplantıda bu farkın kapatılmasını talep ettim. “Hallederiz” denildi ama değişen birşey olmayınca ve GS’ nin Samsunspor’ a hiçbir yaklaşımı gerçekleşmeyince (hedefim Samsun’ a para kazandırmaktı) Sinan Engin “biz bonservisini öderiz” diyerek teklif sundu.

- Tümer’le görüşüyor musunuz? O dönem ikiniz bir arada geldiğinizden, iki arkadaş gibi anıldınız. Fenerbahçe’ye gidişi hakkında ne düşünüyorsun? Bunu herkes yapar diyebilir miyiz? Alışmalı mıyız? Sen de onun durumunda ayrılır mıydın?
Tümer’ le yaklaşık 3 senedir görüşmüyorum, üç büyüklerde kulüp değiştiren tek futbolcu degil fakat transfer öncesi yaptığı açıklama çok talihsizdi.

- 101. yılda ki çöküşün sebebi sana göre neydi? Bu konuda çok söylentiler vardı, sence her şey saha içiyle mi sınırlıydı?
Ben ayrıldıktan sonra her ne kadar 8 puan fark olsa da, takımın oturmuş sistemi bozuldu. Sonuçta tek forvet oynuyorduk ve benim oyun anlayışıma yakın bir oyuncu kadroda yoktu.

- Japonya’ya gidişini yönetim mi, teknik kadro mu, yoksa sen mi talep etmiştin? Sence bu transfer kariyerini nasıl etkiledi?
Japonya transferini benim isteme şansım olmadı. 28 yaşında Avrupa’ ya gitmeyi arzulardım. Sonuçta futbol kariyerimi geçirdiğim sakatlıklar daha çok engelledi.

- Almanya’da büyüyen, yetişen gençler artık Türkiye’ye gelmek istemiyorlar… Sen bu konuda ne düşünüyorsun? Türkiye’de yaşarken seni en çok ne zorladı?
Almanya’ da yaşayan Türkler sadece işlerini yapıyorlar ve Türkiye’ deki şartlara ayak uyduramıyorlar. Benim geldiğim dönemde gurbetçi olarak dışlanıyorduk. Yabancılar bizden sayılırken biz sanki yabancı gibi duruyorduk.

- Bir ara Beşiktaş’ ın forvet hattı Mansız – Nouma – Pancu – A.Dursun şeklindeydi ve bence Avrupa’ daki sayılı forvetlerden biriydi. Sence uyumunuz nasıldı?
Özellikle Ahmet Dursun’ la ilk sene çok uyumlu maclar çıkardık ama Daum genelde tek forvet oynattığı için hücumda yalnız kalıyordum.

- Hiddink’in Milli Takım seçimlerini nasıl buluyorsun?
Hiddink mi yoksa Oğuz Çetin mi seçiyor bilemiyorum ama cok doğru bulmuyorum, özellikle burda oynayan gençler ilgi beklerkenm kulüplerinde oynamayan ama herhalde diyaloğu iyi olan oyuncular geçmis senelerde Milli Takim’ a tercih ediliyordu. Euro 2008′ de sakat ve kulüplerinde oynamayan oyuncular çogunluktaydı; bu sene GS küme düşecek nerdeyse ve Milli Takım’ a 6 oyuncu veriyor.

- Beşiktaş’ın hayatındaki yeri nedir? Daha doğrusu şu anda Beşiktaş’la ilişkin ne durumda?
İdmanlardan vakit kaldığı süre icinde herzaman Beşiktaş’ ı takip ediyorum. Seyahatlerim çok olduğu için maçları izleme şansım az ama umarım yeni sezonda tribünden izleme şansım olur.



Beşiktaş futbol oynadığım dönem ne kadar önemli ise şimdi de öyle. Bu hayatımın sonuna kadar devam edecek…

Oyunuyla taraftarların beğenisini toplayan, erkek basketbol takımımızın Avustralyalı pivotu A.J. Ogilvy’le e mail aracılığıyla bir röportaj yapma fırsatını bulduk, üşenmedi ve  sorularımızı yanıtladı :

- Ilk olarak, Ataman ve Bıyıktay dönemlerini karşılaştırdığımızda her anlamda büyük bir fark görüyoruz, sence bunun en önemli nedeni ne? Bu fark koç etkisi mi yoksa yeni oyuncuların takıma katılmasıyla mı gerçekleşti? Sence iki teknik adamın oynu felsefelerinde büyük bir  fark var mı?

Bence takım olarak çok iyi oynamaya başladık. Yeni oyuncuların katılması takımda gözle görülür bir etki yarattı ve çok etkililer, takımın gelişimine çok yardımcı oldular. Ama bence en önemli neden Ataman’ ın sisteminin oyunculara çok daha fazla uyması. İki teknik direktörün tarzları arasında kesinlikle büyük bir fark var.

- Iverson’ ın dönüşü hakkında çeşitli söylentiler var, eğer dönerse sence bu takımı nasıl etkiler, pozitif mi, negatif mi? Takımın gerçekten Iverson’a ihtiyacı var mı?

Iverson’ın dönüşü hakkındaki söylentileri ben de duydum ama bildiğim kadarıyla kesin bir şey yok. Bence takım üzerinde büyük etkisi olacaktır, Iverson kalibresindeki bir oyuncu oynadığı her takıma büyük katkı sağlar. Takım şu an gerçekten iyi oynuyor ama eminim ki Iverson’ ın yetenekleri takımın başarısını artıracaktır.

- Özellikle Efes ve Fenerbahçe Ülker’ le karşılaştırdığında, takımın şampiyonluk şansını nasıl değerlendiriyorsun?

Görünen o ki play off’larda durumu takımların o andaki halleri belirleyecek. Ama bizim şu anki formumuzla final oynamamızın mümkün olduğunu düşünüyorum. Finalde ne olacağını kim bilebilir?

- Sence güçlü ya da zayıf yönlerin neler? Yeteneklerini geliştirmek için ekstra çalışmalar yapıyor musun?

Güçlü yanlarım; hızım ve çok çeşitli şekillerde sayı bulabilmem. Oyunu geliştirmek için bir hayli çalışıyorum ve olabildiğim en iyi oyuncu olmak için uğraşıyorum.

- Beşiktaş’ ı tercih etmende neler etkili oldu? Aldığın en iyi teklif bu muydu? Buraya gelmeden önce kulüp ve ülke hakkında neler biliyordun?

Çok iyi bir teklifti ve çok iyi bir kulüp olduğunu duymuştum. Buraya gelmeden önce Brad Newley’le görüştüm ve bana oynamak için harika bir yer olduğunu söyledi. Ülkeyiyse pek tanımıyordum.

- Önemli bir maç ya da zorlu bir antrenman dönemi öncesi kendini nasıl motive ediyorsun?

Antrenmanları bir sonraki maça hazırlık olarak görüyorum ve o şekilde motive oluyorum. Maçlar ise haftanın en iyi bölümü. Kendimi motive etmek için özel bir şeye ihtiyacım yok. Çok rekabetçi biri olduğum için her maçta en iyisini yapmaya çalışıyorum.

- Bir maçtan sonra Twitter aracılığıyla takım ve oyunla ilgili şikayetlerini dile getirmiştin ve basın bunun üstüne çok gitti. Sosyal medyayla ve oyuncuların onu kullanmasıyla ilgili ne düşüyorsun? Sence kulüpler bunu tamamen serbest mi bırakmalı ya da oyuncular otokontrol uygulamalılar mı?

Sosyal medya, özellikle de Twitter, oyuncuların taraftarla iletişimi için harika bir yol. Ancak bazen söyledikleriniz saptırılabiliyor. Bu yüzden bu tip iletişim araçlarını kullanan oyuncular söylemek istedikleri konusunda tamamen net olmalılar.

- Beşiktaş’ ın futbol maçlarına gittin mi? Atmosferi ve taraftarları nasıl buldun?

Tek maça gittim, atmosfer ve taraftar harikaydı. Çok eğlendim.

- Henüz kariyerinin başındasın ama şu ana kadar unutamadığın bir maç var mı?

Tabii ki bir kaç maç var ama Fenerbahçe karşısında kazandığımız maç şimdiye kadar en fazla hatırladığım maç oldu.

- Evdeki zamanını nasıl geçiriyorsun? Takım arkadaşın Kemp gibi Playstation oynuyor musun? Görünüşe göre Kemp ve Javalle McGee Call of Duty Black Ops oynarken epey eğleniyorlar. Sen de bu tayfaya dahil misin?

Açıkçası Playstation’ım yok. Evde daha çok film ya da tv izliyorum.

- Ne tür müzikler dinliyorsun? Sürekli gittiğin gece kulüpleri var mı?

Dışarı pek çıkmıyorum. Çoğu müziği seviyorum ama genelde rock dinliyorum.

- En sevdiğin 5 filmi sayar mısın?

Love and Basketball, Wedding Crashers, Romeo and Juliet, Peter Pan, Aladdin.

- NBA’ de özellikle sempati duyduğun bir takım var mı? Eğer seçme şansın olsa hangisinde oynamak isterdin? NCAA March Madness’ i takip ediyor musun? Orda tuttupun bir takım var mı?

NBA maçlarını izlemeyi gerçekten seviyorum ama favori bir takımım yok. Genelde Avustralyalı oyuncuların oynadığı takımları takip ediyorum. Pau Gasol ve Tim Duncan’ı izlemeyi özellikle seviyorum ama her yetenekli uzun oyuncuyu izlemeyi severim.
March Madness’ı da takip ediyorum ama kolej takımım elendi ve başka sempati duyduğum bir takım yok.

- Son olarak, taraftara ve okuyuculara bir mesajın var mı?

Bu seneki desteklerinden dolayı tüm taraftarlara ve okuyanlara teşekkür ediyorum ve umarım bizi desteklemeye play offlarda da devam ederler. Sorular için çok teşekkürler, çok eğlenceliydi.