Bursa olayları, kupa heyecanı, Abdullah Avcı derken asıl gündemimiz olması gereken konudan iyice uzaklaştık, o yüzden ben bir yönlendirme yapayım…
Bu sezonki hedefimiz olan kupayi kaldirdigimiza gore artik sezonun hesaplasmasini yapip gelecek seneye hazirlanmaya baslamamiz gerek.
Ozellikle devre arasinda yapilan transferlerle cok iddiali bir kadro haline geldigimiz icin lig yarisinda geride kalmamiz ben dahil butun Besiktaslilarda ciddi hayal kirikligi yaratti, ancak bu asamada bazi detaylari atlamamak gerek.
Oncelikle ligde yaristan erken kopmus olabiliriz, ancak geri kalan iki platformda yola devam eden ve birini kupayla sonuclandiran tek takim oldugumuz gozden kacmamali. Bursa macini saymazsak su ana kadar 55 mac yaptik ve 57 macla sezonu kapatacagiz, gecen sezon yaptigimiz 42 mactan %35 daha fazla demek bu. Yeni kurulmus ve her iki devre basinda en iyi 2 stoperinden biri konumundaki futbolculari devreyi kapamis bir takim icin oldukca fazla bir yuk. Buna bir de en buyuk iki silahimiz olarak gorulen futbolculardan birisinin gectigimiz 2 sezonda neredeyse hic futbol oynamadigi, digerinin ise Real Madrid gibi bir takimdan yedek konumundayken geldigi eklenirse uzerimizdeki yuk daha da katlaniyor. Bu sene yaptigimiz tum transferler arasinda bize geldigi takimda duzenli forma sansi bulan tek futbolcu Simao’ydu, o da zaten yarim devrede gosterdigi performansla bunun sebepsiz olmadigini kanitladi. Almeida bile Werder Bremen’de duzenli forma bulamiyordu. Aurelio ve Fernandes’ten zaten cok fazla kisinin buyuk beklentileri yoktu (ben sahsen Fernandes’in burada iyi isler yapacagini dusunuyordum ve yaptigini da dusunuyorum). Cenk ve Ersan ise kimsenin dusunmedigi piyangolar oldu. Dolayisiyla evet isim olarak iyi bir kadro var, ancak bu kadronun buyuk cogunlugu birlikte oynama aliskanligini gectim, futbol oynama aliskanligina bile sahip degildi. Boyle bir ortamda da lig yarisindan erken kopmak hayal kirikligidir dogru, ancak kalan 2 platformda ayakta kalan tek Turk takimi olmak ve diger platformlardaki kosuyu 58 mac yapacak kadar uzatabilmek de kim ne derse desin basaridir. Guti ve Quaresma’nin gectigimiz iki senede 11 basladigi toplam mac adedi 44, oynadiklari toplam dakika 4613, buna karsilik su ana kadar Besiktas’ta 11 basladiklari mac adedi sirasiyla 34 ve 35, oynadiklari dakika ise 2902 ve 2992. Bu olayin bir boyutu…
Olayin ikinci boyutu, evet devre arasinda cok dogru adamlari cok dogru sartlarla aldik da bu adamlardan ikisini Avrupa’da hic kullanamadik. Elimde bir imkanim olsa ben Quaresma’dan vazgecer, Simao’yu oynatirdim, bence Simao’yu oynatamiyor olmamiz o derece buyuk bir kayipti. Sonucta o transferlerden sonra UEFA’da final havasina girildi, ancak bu transferlerden iki tanesini bu platformda hic kullanamayacak olmamiz genelde gozden kacti. Ustune bir de Dinamo Kiev’e ust uste iki kotu macla yenilince (ki bence ilk mactaki oyun kesinlikle o sonucu hak etmiyordu, ama ikinci macta sahada yoktuk resmen) Avrupa’da da basarisiz oldugumuz algisi olustu. Ancak UEFA’da gruplardan cikmayi gectim, gruplara kalmayi becerebilen bile bir baska takim olmadigi atlanmamali. Sonucta UEFA’da goruldu ki kadrosundaki isimlerden cok takim olmayi becerebilenler yoluna devam etti ve neredeyse sil bastan kurulmus bir takimin ilk senesinde daha fazlasini basarmasi mucizelere bagliydi. Dolayisiyla Avrupa’da basarili olamadik algisinin cok dogru oldugunu dusunmuyorum. Bu kadronun Avrupa performansi gercek anlamda ancak seneye degerlendirilebilir…
Turkiye Kupasi ile ilgili cok fazla bir sey soylemeye gerek yok, sonucta zaten kupayi kaldirmis durumdayiz. Ama kupaya da en zorlu yoldan gittigimizin gozden kacmamasi gerek. Lig yarisinda ustumuzde yer alan Fenerbahce, Bursa ve Trabzon’un gruplardan bile cikamadigini (ustelik Trabzon’u bizzat biz eledik), Gaziantep’i de bizim eledigimizi dusunursek bir kupa icin oldukca zorlu bir yoldan gectik. Dolayisiyla her ne kadar ulkemizde bu kupa hep hor gorulse de (Mourinho ayni kupanin muadilini Ispanya’da alinca olusan havayi dusunuyorum da…) bu kupanin kaldirilmasi aslinda ciddi bir basaridir…
Dolayisiyla diger iki platformda diger butun rakiplerimizden daha basariliyken ligde bu takimlarin gerisinde kalmamizi sadece teknik direktor, kadro kalitesi ve/veya derinligi gibi saha ici faktorlere baglamamak gerek. Bence en onemli sorunumuz camia olarak boyle uzun soluklu yarislari kaldiracak psikolojiye sahip olmamamiz. En ufak bir kotu neticede hemen her sey bitti psikolojisine giriyoruz ve kendi kendimizi yipratiyoruz. Bunun tek istisnasi, teknik olarak cok iyi performans gosterememesine ragmen isler kotu giderken moralleri yuksek tutmayi becerebilen Denizlili 2008-2009 sezonu oldu. Dolayisiyla teknik kararlardan bagimsiz bu sureci yonetebilecek bir sportif direktoru fazlasiyla aradik. Tayfur’la bu isin yuruyecegini dusunmuyorum, kesinlikle ozguveni yerinde ve medya ruzgarina kapilmayacak yabanci bir teknik direktorle anlasilmali ve Denizli veya onun benzeri bir karakter (Metin Tekin olabilir) sportif direktor atanmali…
Kadro yapisina gelirsek:
Kalecilerden yana bir sikintimiz oldugunu dusunmuyorum. Cenk her turlu birinci tercihim, ama alternatifler de kotu degil. Burada radikal bir degisiklige gerek gormuyorum ben sahsen.
Sag bek bence en buyuk sikintilarimizin basinda geliyor. Ekrem’i de, Hilbert’i de mucadeleciliklerinden dolayi seviyorum, ancak benim ilk tercihim buraya kalburustu bir yabanci alinmasi. Maicon ismi falan geciyor da benim aklim almiyor. Kazara gelirse Turkiye’nin gelmis gecmis en buyuk transferi olur, o ayri. Bosingwa falan cok uzak ihtimal degil ama ve bence hem gerekli hem de cok faydali bir transfer olur.
Stoper olayi iyice karisti. Oynayabilen saglam bir Ferrari Fenerbahce macindaki hareketine kadar benim cok savundugum bir futbolcuydu, ancak o hareketinden sonra onun dikis tutmasi mumkun degil. Ama yine de zorla gonderilip zarar edilmesi taraftari degilim, nasil bir cozum bulacagiz merakla bekliyorum. Sivok konusunda da kafam karisik. Kendisini cok seviyorum, ama giderek saatli bombaya donusuyor, oysa ki geldiginde kendisinden cok umutluydum. Yerine daha iyisinin alinmasi taraftariyim, ama olasi sag bek transferini ve kontenjan sikisikligini dusununce nasil olacak bilmiyorum. Ersan’in bonservisi alinmali, ancak bu ugurda gereksiz sidik yarislarina girilmemeli, eger Ersan soyledigi gibi bizde kalmak istiyorsa kulubune baski yapip bizim sartlarimizi kabul ettirir, aksi takdirde giderse de cok sorun degil. Ben sahsen Egemen’i futbol karakteri olarak begenmesem de stoper rotasyonunu zenginlestirmek adina Ersan’in yaninda Egemen veya Ibrahim Ozturk tarzi bir yerli stoperin daha alinmasi taraftariyim.
Sol bekte Ismail ve Dogukan rotasyonu kotu degil, hic olmadi Ekrem de dusunulebilir burada. O yuzden burasi icin mantiksizca para harcamaya gerek yok, ama yurt icinden veya gurbetciler arasindan hesapli bir alternatif bulunursa iyi olur. Yalniz aldigi taraftar tepkisinden beri Ismail’in inisiyatif kullanma cesaretindeki ciddi dusus dikkat cekici, Ismail’in kendisine gelmesi icin taraftar tarafindan sahip cikilmasi gerek. Bizim taraftar profili bunu yapabilir mi supheli…
Cift yonlu orta sahalar genel kalite olarak cok iyi, ancak yaslarindan dolayi biraz sikintililar. Bence Aurelio da, Ernst de artik yardimci oyuncu olarak gorulmeliler. Dolayisiyla elde bize ait sadece Necip kaliyor, ancak o da kesinlikle Aurelio’nun alternatifi olarak gorulmemeli. Necip defansin onundeki son adam icin hem fazla heyecanli hem de fazla agresif bir stile sahip, arkasinda mutlaka onun top calma hamlelerinde actigi bosluklari kapatacak saglam defansif orta saha gerekli. Forlan’la falan ugrasacagimiza Gokhan Inler’i buraya getirsek cok daha buyuk bir is yapmis olacagiz. Gokhan imkansiza yakin oldugu icin Ceyhun Gulselam hesapli bir alternatif olarak dusunulebilir bu arada. Fernandes bence kalmali, ancak o da kesinlikle Aurelio’ya alternatif olarak gorulmemeli. O da farkli sebeplerle Necip’le ayni kaderi paylasiyor, onun da arkasina mutlaka saglam bir defansif orta saha koymali ve Necip ile Fernandes birbirlerinin alternatifi olarak defansif orta saha olarak degil, cift yonlu orta saha olarak kullanilmali. Sahsen ben Fernandes dogru kullanildigi surece ona verilecek 8 milyon euroya cok acimam, cunku cok daha fazlasini kazandirabilecek bir potansiyele sahip. Ama defansif orta saha olarak gorulurse ve o sekilde kullanilirsa yuhlanmasi gelecek sezonun ikinci devresini bulmaz. Bunlara ek olarak yine bizden Furkan da gayet guzel bir alternatif. O mesela oyun zekasiyla defansif orta saha isini iceriden en iyi kotarabilecek elemanlardan biri. Bunun yaninda kazara Hamit gelirse yine balli kaymakli olur burasi icin.
Guti aslinda yukariya da dahil edilebilecek, ama ozel bir adam oldugu icin ayirdigim birisi. Yaninda saglam bir defansif orta saha, bir de dinamik bir cift yonlu orta sahayla 40 yasina kadar oynar, yeri geldiginde de Necip veya Fernandes’le degisir. Kalacagini aciklamasi beni kupa kadar sevindirdi.
Kanatlarda Quaresma ve Simao rakipsiz, ama isin kotusu su an icin alternatifsizler de. Hilbert ve Ekrem buraya alternatif olarak dusunulebilir, ancak aslarla yedekler arasindaki 10 uzerinden en az 4 birimlik kalite farki ust duzey bir takim icin kabul edilemez. Buraya gurbetcilerden bir cozum yaratmak sart gibi gozukuyor. Rizespor’da neler yapti takip edemedim ama Erkan Kas ve Ali Kucik gibi pismekte olan genclerimiz ile A2 takimimizdaki genclerimiz de burasi icin umit veriyorlar. Lakin dogrudan 2. alternatif olabilirler mi supheli, o yuzden buraya bir cozum dusunmek gerek.
Ve gelelim zurnanin zirt dedigi yer olan santrafora. Nedenini anlamadigim bir Forlan gazi almis yurumus durumda, ustelik bu ugurda elimizdeki iki tane kalburustu santraforu da gozden cikarmis gibi gozukuyoruz. Bu sefer kisa ve oz konusayim, Bobo ve Almeida gider, Forlan tek forvet olarak kullanilirsa bu takim heder olur. Forlan’a odeyecegimiz cuvalla para da bize kacar. Kaldi ki bunlardan biri takimda kalsa bile eldeki benzer ozelliklerdeki Nihat para nedeniyle heder edilmisken onun iki kati maliyetindeki Forlan’dan medet ummak da son derece enayice geliyor bana. Bence burada macera aramaktan vazgecilmeli ve eger verilen kararlardan geri donusu mumkunse iki santrafor da takimda tutulmali, eger biri gidiyorsa en azindan digeri mutlaka takimda tutulmali ve Forlan’la falan vakit kaybetmek yerine Eren, Cenk, Mustafa gibi yerli alternatiflerden birine yonelinmeli.
Ozetle bence Cenk-Sag Bek-Stoper-Ersan-Ismail-Defansif Orta Saha-Necip/Fernandes-Guti-Simao-Almeida-Quaresma ve Cenk-Sag Bek-Stoper-Ersan-Ismail-Defansif Orta Saha-Necip-Fernandes-Simao-Almeida-Quaresma kadrosu gelecek sezonun temeli icin fazlasiyla yeterli bir kadro. Sorun su ki ana kadro icin 3 transfer gerekirken geriye kalan sadece 1 yabanci kontenjanimiz var, dolayisiyla en az iki mevkiye kalburustu yerli alternatifler yaratmamiz gerek ki bu hic de kolay degil. Kazara Hamit getirilebilirse Cenk-Sag Bek-Stoper-Ersan-Ismail-Defansif Orta Saha-Hamit-Necip-Simao-Almeida-Quaresma gibi bir sistemle 2 yabanciya da yer acilabilir. Ama sonucta her ihtimalde ust duzey iki yerli transferi yapmak zorundayiz. Besiktas’in su anda yabanci transferinden cok yerli transferine konsantre olmasi gerek bu yuzden…