‘ Stad ’ Arşivi

Aman Stad Kaymasın

Biz diyeceklerimizi dedik ama yetmez. Bu konuda sesimize ses, fikrimize tercüman olan her görüşü sıkılmadan taşımaya çalışıyoruz, çalışacağız bu sayfaya da.. Aklı ve vicdanı düzgün işleyen insanlar da var medyada. Çünkü bu konu önemli ve kendi haline bırakıp olanı biteni sessizce izleyecek halimiz yok.. Yoksa Dolmabahçe olmasa bile, stad kayabilir..
Gerçi bu saatten sonra stad ‘bir yerlere kayacaksa’, onu da biz yaparız.

Bugün de Radikal’den Kenan Başaran değinmiş ve düşüncesizce üretilen fikirlere can alıcı darbelerle cevap vermiş. Yazı burada, ama altı çizili satırları da aşağıda:

AKM bir ucubedir yıkılsın” diyenlere ‘kentin hafızası’ diyerek, defans yapmıştık. Peki AKM’den sadece bir yaş küçük olan ve bugüne kadar milyonlarca taraftarın ‘tavaf’ ettiği İnönü de bu şehrin hafızasının bir parçası değil mi? Yoksa insanları bir de ‘kültür sanat izleyicisi’ ve ‘futbol izleyicisi’ diyerek mi ayıracağız? Üstelik İnönü, bugün her şeyleri ayrı gayrı olan üç büyüğün de ‘ortak hafızasıdır’. Üçüne de ev sahipliği yapmıştır. Üçü de ‘Kapalı’ için kavga vermiştir.

‘Kültür Bakanı Ertuğrul Günay da hayalinin, stadın yıkılıp bölgenin eski dokusuna kavuşturulması olduğunu söylüyor. Gökkafes ve Swiss Otel’i de yıkası varmış da gücü yetmiyormuş(!). Gücü sadece İnönü’ye yetiyor. Ben olsam bütün gücümü toplar, önce otelleri yıkarım ve ‘çılgın proje’ yarışmasında Başbakan’ı geçerim!

‘Bazıları Beşiktaş’ı Kazlıçeşme’ye sürmek istiyor. Tamam, Dolmabahçe’nin dokusunu bozacak yeni bir stat olmasın ama o ‘ucube’(!) de yerinden kaydırılmasın. Sırf, 15 günde bir şehrin göbeğinden ırkçılığa, nükleere, siyanüre karşı yükselen isyan sesi kesilmesin ve o tribünlerdeki mizah hayatımızdan eksilmesin diye bile ‘İnönü yıkılmasın’ demeli; 132 desibel gücünde… ”

Sevdamıza Göz Koyanın… \ Rıdvan Akar

Yazı Forza Beşiktaş‘tan, büyük insan-büyük Beşiktaşlı Rıdvan Akar‘ın kaleminden. Görür görmez tanıdığım herkese okutmak istedim, herkesin de bu yazıyı bir şekilde paylaşmasını isterim.

”Sevdamıza göz koyanın…

Sevdamızı kimseyle kıyaslamayacağız.
Ne hangi “Çayır”ın sadece bir liraya el değiştirdiğini hatırlayacağız ne de bizim vergilerimizle stat yaptırıp sonra da övünenleri konuşacağız.
Ne “devlet bize stat yapınca görün nasıl da alkışlayacağız” diyenleri ne de belediyesine stat yaptırıp kendini büyük sananları tartışacağız.
Biz bu ülkenin tek semt takımıyız.
Gücümüzü önce 108 yıllık maziden sonra da o semtten alırız.
Ne paranızı istedik, ne de kredinize talip olduk.
Ne avantadan arsa, arazi tahsisi dilekçesi verdik.
Ne de kıyak inşaatlardan rant talep ettik.

“Gözleriniz vardır görmez, kulağınız vardır duymaz.”
Huuuuuuu…
O stadın harcında biz varız.
Müzesinde de anılarımız ve kurucularımız.
O stadın açılışında ilk golü Süleyman (Seba) attığında ‘Dolmabahçe’yi ilk titreten’ (!) bizdik.
O stat 64 yıldır bizim.
Semtteki evimiz, çarşımız, okulumuz, hastanemiz ve inanç mabetlerimiz kadar bizim.
Dolmabahçe yolu bizimle güzel, bizimle romantik, bizimle gerçek.
Stadımız eski. Seviyoruz.
Stadımız demode. Seviyoruz.
Stadımızın tuvaletleri bozuk. Seviyoruz.
Stadımız alttan ısıtmalı değil. Seviyoruz.
Stadımız yetersiz. Sıkışırız.
Stadımızda depreme dayanıksız. Ha, o zaman bir şey yapmak lazım.
Sevdamıza ve semtimize öylesine bir “bakan” ferman buyurmuş.
“Statta tepiniyorlar” demiş.
Vals mi yapmaya gitmiştik?
Devam etmiş.
“Tepiniyorlar, Dolmabahçe Sarayı” kayıyor.
O halde “tepinmeyelim” olur mu? Siz mimarlarınızı, inşaat mühendislerinizi, restaratörlerinizi, uzmanlarınızı ve bilumum antika anıt kurumlarınızı harekete geçirmeyin. Aman, önlem almayın. Biz “tepinmeyiz” olur biter.
Bir Antep sözü var.
“Ağzını büzüşünden Ömer diyeceği belliydi” derler.
Bizim “bakan” da baklayı ağzından çıkarmış. Demiş ki “iki çözüm var: Birincisi küçük, sembolik bir spor merkezine dönüştürülebilir. Beşiktaş’a başka bir noktada stadyum yapılır. İkincisi de sporu tümüyle oradan çıkarıp, bölgeyi kültür vahasına dönüştürebiliriz.”

Beşiktaşlılar. Kara Kartallar…
Diyor ki; Stadınızı elinizden alacağız.
Bunun yolunu yapıyoruz.
Tepinmeniz bahane…
İstanbul’un her yerini tepe tepe kullandırdık. Sıra Dolmabahçe’de…
Semtimizi Beşiktaş’tan, Beşiktaş’ı bizden uzak tutacaklar.
Maksat birileri para kazansın, maksat siyaset hayatı kazısın.
Zeytinburnu’nda yer vermişler. Beğenmemişiz. Birilerine peşkeş çekilememiş. Kızmışlar.
Bilmiyorlar ki bu semt takımıyla nefes alır, nefes verir.
Bilmiyorlar ki yendiğimiz günün sabahı esnaf domatesi seçtirir, yenildiğimiz gün ağızları bıçak açmaz.
Bilmiyorlar ki o statta bizim dedemizin, babamızın, oğlumuzun, kardeşimizin anısı var.
Bilmiyorlar ki orası sadece bir stat değil. Hayat vahamız. Efkarımız, gözümüzdeki yaşımız, alın yazımız…
Ey bakan…
Uyarıyoruz…
Biz önce Beşiktaşlı, sonra sağcı, solcu, İslamcı, Liberal, muhafazakar, ülkücü ve milliyetçiyiz.
Yani biz önce Beşiktaşlı kimliğimize sonra herhangi bir şeye inanırız.
Sabrımızla oynamayın.
Sizin siyasi hesaplarınız, kızgınlıklarınız ve çıkarlarınız vız gelir bize vız…

Ne semtimizi ne de stadımızı teslim ederiz.”

Rıdvan Akar

Statta Tepinmeyin

Bu sabahtan itibaren çok konuşulacağını tahmin ettiğim bir açıklaması var Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın. Marmaray kazılarına İstanbul ve Dünya tarihini değiştirecek bulguları çanak çömlek, heykellere ucube diyen başbakanın liderlik ettiği AKP hükümetinin bakanının yani.

Habertürk gazetesinin haberini kopyalayalım önce.

‘STADYUM İÇİN DAYATMA YAPILIYOR’
“İstanbul’da gözümüze sokulmuş çiviler var. Bunların çıkarılması çok saygıdeğer davranışlardır. Dolmabahçe Stadyumu konusu var. Bu benim önüme zaman zaman bir dayatma olarak getiriliyor. Dolmabahçe Stadyumu 1940’larda yapıldı. Birçok yerde top koşturacak alan var, ama bir tarih bilinçsizliğiyle mi, yoksa bir kasıtla mı, -ben kasıt olduğunu düşünüyorum- Dolmabahçe Sarayı’nın arkasına yapılmış.”

‘ON BİNLERCE İNSANIN TEPİNDİĞİ ALAN…’
“O vadinin içine stadyum sokulur mu? Adı üzerinde dolgu alanı.. Dolmabahçe orası… Dolgu… Eminönü Yeni Cami kazık üzerine oturtulmuştur, Dolmabahçe de öyledir. Siz bu tarafa on binlerce insanın tepineceği bir alan yaparsanız, zaman içinde Dolmabahçe denize doğru akmaya mahkumdur.”

‘BÜYÜTMEK İSTİYORLAR ZORLANIYORUM’
“Stadyumla ilgili yeni bir proje hazırlanmış ‘Bu yetmez, burayı büyütelim’ diyorlar. ‘Stadyumu genişletelim, araya kongre merkezi koyalım, bir de otopark koyalım’ diyorlar. Arkadaşlar, böyle bir şey olabilir mi? Bu konuda zorlanıyorum. Stadyumları şehir dışına, trafiğin tıkanmayacağı yerlere alalım…”

Evet Ertuğrul Bey, Başbakanının özel mülkü haline getirmek için güvenliği bahane ederek sahilindeki çay bahçelerini kaldırdığı, üst geçitini yıktırdığı Beşiktaş’ın ve İstanbul’un en önemli yapılarından birine göz dikmiş durumda.

Dolgu alandaki statta tepindikleri için Dolmabahçe’nin kaydığını söylüyor, başbakanını kurtarmak için ucube demedi deyip de başbakanı tarafından yalanlanan bakan.

Her gün önünden, yine dolgu alandan,  on binlerce araba geçen İnönü Stadından bahsediyor zatı şahaneleri. O yol ki 2 tane tünelle dolapdereye bağlanarak trafiği artırılan, köprünün girişine gider.

Onbinlerce aracın yarattığı titreşimi göz ardı ederek yılda taş çatlasın 30 maç oynanan stada neden gözünü dikiyor Ertuğrul Günay?

Dolgu alana hava limanı yapılabiliyor ve her gün onlarca uçak iniyorken acaba Trabzon suya batacak çağrısı neden yapılmıyor?

Dolgu alanlar, sağlanacak ranta göre farklı bir kayma eğiliminde mi acaba?

Yeni yapılacak stada izin vermeyip, o stadı yıkıp yandaşlara peşkeş çekilerek otel veya alış veriş merkezi yapılmasını sağlamak söylentileri acaba doğru mu?

Sulukule sakinlerini evlerinden çıkaran, Beşiktaş’ın çehresini değiştirmek için sistemlice çalışan egemenlere BEŞİKTAŞ’ı YEDİRTMEYECEĞİZ!

Omurgasına pek güvendiğim bakanımızın nezdinde herkese tekrar hatırlatmak lazım.

BURASI İNÖNÜ!