30 Haziran 2011 tarihinde, NBA’de ki mevcut toplu iş sözleşmesinin sona ermesi, tüm Dünya’da basketbol adına yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Lokavt süresinde oyuncuların kontratlarının geçerli olmaması, teknik olarak tüm oyuncuların serbest olduğu anlamına geliyordu. Ancak FIBA’da oynayabilmek için, oyuncuların temiz kağıdı (letter of clearance) alma zorunluğunun bulunması, oyuncuların Avrupa’da oynayıp oynayamayacağı adına en büyük soru işaretiydi. İşte Beşiktaş bu noktada kumar oynamaya karar verdi. Hiç kimsenin hayal bile edemeyeceği, NBA’in Chris Paul ile beraber en iyi 2 oyun kurucusundan biri olan Deron Williams’ın Beşiktaş ile sözleşme imzalaması, oyuncular adına yeni bir kapının açılması demekti. Bu noktada Beşiktaş’ın açtığı kapı, Rudy Fernandez, Tony Parker, Nicolas Batum ve Andrei Krilenko gibi bir çok NBA yıldızının Avrupa’ya gelmesini sağladı.
Kendi adıma, oynanan Deron Williams kumarından başlangıçta hiç memnun olmadığımı itiraf etmeliyim. Lokavtın en fazla 2 ay süreceğini düşünmemden dolayı, yapılan hamlenin bütün bir sezonu çöpe atmak olduğunu düşünüyordum. Ancak NBA’de toplu iş sözleşmesinin bir türlü imzalanamamış olması ve son olarak oyuncular birliğinin kendini fesih etmesinin ardından sezonun oynanma ihtimali oldukça düştü. Bu durumdan Avrupa’da belki de en karlı çıkan takım oldu Beşiktaş.
Semih Erden’in sakatlanmasının ardından pota altına takviye yapması zorunluluk haline gelen Beşiktaş ismi, kısa süre içerisinde bir çok farklı oyuncuyla birlikte anıldı. Deron Williams’ın ve Allen Iverson’ın olumlu referansları yardımıyla Amerika basınında geniş yer bulan Beşiktaş, menajerlerin de gözdesi konumuna geldi. Bu oyuncular içerisinde Beşiktaş’ın ciddi şekilde ilgilendiği isimler öncelik sırasına göre Kevin Love, Brook Lopez, Lamar Odom ve Marcin Gortat’tı. Transferi bir an önce bitirmek isteyen Beşiktaş’ın teklifini, NBA sezonunun oynanıp oynanmayacağının henüz kesinleşmemesi dolayısıyla Kevin Love reddetti. Daha sonra Deron Williams’ın takım arkadaşı Brook Lopez ile kısa bir süre görüşülse de anlaşma sağlanamadı. Bu noktada anlaşılması en zor isim olduğunu düşündüğüm Lamar Odom ile anlaşılması ise benim için harika bir sürpriz oldu.
Öncelikle Lamar Odom’un maliyetinden başlayalım. Lamar Odom tüm sezon oynaması durumunda Beşiktaş’tan yaklaşık 700 bin dolar alacak. Bu derece önemli bir oyuncu için maliyetinin çok da fazla olmadığını düşünenlerdenim. 32 yaşındaki oyuncu son 7 yıldır Los Angeles Lakers’da oynuyor. 2009 ve 2010 yıllarında alınan şampiyonlukta takımın en önemli parçalarında biri durumundaydı. Ayrıca geçen yıl ülkemizde düzenlenen Dünya Basketbol Şampiyonası’nda altın madalya kazanan ve 2004 Atina Olimpiyatları’nda Bronz madalya kazanan ABD takımına da ciddi katkılar yapmıştı.
NBA’de 3 ve 4 numaralı pozisyonlarda oynayabilen Odom, geçen yıl Coach K’in tercih ettiği gibi 5 numaralı pozisyonda da oynayabiliyor. Ancak onu sadece 5 numara olarak düşünmek çok da mantıklı değil. Ergin Ataman’ın da onu 5 numaralı pozisyondan çok Zoran Erceg’in yerine 4 numaralı pozisyonda tercih edeceğini tahmin ediyorum. Zoran Erceg-Erwin Dudley-Lamar Odom üçlüsü Semih Erden sakatlıktan dönene kadar 4 ve 5 numaralı pozisyonları paylaşacaklardır.
Topla oldukça iyi oynayan bir uzun olması, yarı sahayı hızlı geçmesi, doğru zamanda doğru oyuncuyu bulmak konusundaki kararları onu Beşiktaş adına harika bir transfer yapıyor. Ayrıca sene başından beri yaşadığımız ribaund probleminin de, olağanüstü bir ribaundçu olan Odom yardımıyla çözüleceğini düşünüyorum.
Lakers’da kenardan gelerek 14.4 sayı – 8.7 ribaund – 3 asist yaptığı geçen sezonda en iyi altıncı adam ödülünü kazanan Odom tam bir istikrar örneği. Son 2 sezonda maç kaçırmayarak 82 maçlık normal sezonunu tamamlamış olması onun bir diğer önemli özelliği.
Sonuç olarak Lamar Odom transferi Beşiktaş’ı bir adım yukarıya çıkarabilecek akıllıca bir hamle. Eğer NBA sezonunun iptali kesinleşirse, oldukça korkutucu bir takım olduğumuz kesin.



























