Dolu Tarafından Edu
14:56 | Eser Gokulu |Oca 10
Google görsellere girip de ‘’Edu İstanbul’da’’ yazınca, ‘’sadece’’ yukarıdaki fotoğraf çıkıyor karşımıza. Sessiz sedasız gidenler çok oldu ama 2-3 poz vermeden, isminin yazılı olduğu forma ya da atkıyı açmadan direkt kalacağı otel odasına yerleşen yabancı çok nadirdir 4 büyüklerde. Hoş, geldiği güne ait olduğundan emin olmamızı sağlayacak bir emare de yok bu fotoğrafta. (Arkadaki abiler İstanbul’un yerlisi diyen varsa, önünde saygıyla eğilirim) Özetle, ben İstanbul’a nasıl iniyorsam, Edu’da öyle indi. Belki Havaş servislerini bile kullanmıştır…
Forma yarışına gireceği yıldızlar kadar, bir de isim olarak beklentileri karşılayamayan transferlerin, bir numaralı belalısı konumundaki önyargılar vardı yıkmak zorunda olduğu. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim, ‘’geçici çözüm olarak getirilen bir forvet’’ üzerinden, dünyanın hiçbir yerinde bu kadar yaygara koparılmaz.
İsim olarak beklentilerin uzağında olsa da, Beşiktaş’ın ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirildiğinde ‘’ne gereği vardı?’’ denilip de, daha havaalanında vurulacak bir adam değildi. Almeida ve Pektemek’in merkezdeki varlığı, kenar için düşünülen Bebe’nin sakatlığı, Simao ve Quaresma’nın istikrarsızlığı… Tüm bunlar tesadüf değildi ve Edu sırf transfer yapmış olmak için alınmamıştı. Santrafor, uzak forvet, biraz da ikinci forvet. Hepsinden vardı bir şeyler ve iki kenara birden çözüm yaratması, bitiricilikteki sıkıntılarının da biraz olsun görmezden gelinmesini sağlayacaktı. (Gerçi biz tam aksine –ama bitiremiyor yaa- kısmındayız hala..)
Uzak forvetlerin Simao ve Quaresma olduğu bir ortamda ‘’onların yokluğunda Edu…’’ diye söze girmek ilk günler için fazlasıyla tahrikkar olsa da , gelinen noktada Edu ‘’sahiplenilmesi’’ gerektiğini çok net ortaya koydu. Bir kere ağır olduğu falan bildiğin şehir efsanesi; aksine seri ve top taşıma özelliği de öyle yabana atılacak seviyede değil, bana kalırsa yeterli de, sürekli oyunun içinde, ama asıl ön plana çıkarılması gereken yönü, kesinlikle oyun görüşü ve zekası. Kafası ciddi anlamda iyi çalışıyor ve çoğu hareket ve tercihleri bilinçli.
Eksikleri yok mu ? Var elbette, mesela son vuruşlardaki yetersizliği, ama alternatif bir uzak forvet için öncelikli aranan da hiçbir zaman bu olmamıştır. Zaten ‘sırf gol kaçırıyor’ diye bir adamı tefe koyup çalmayı da oldum olası anlamamışımdır. Ankaragücü ve Eskişehir maçlarında kaleden bu kadar uzak olmasına rağmen Almeida’dan fazla tehlikeli olması da ‘’işini doğru yapan’’ bir kenar forvet olduğunun en somut işaretiydi aslında.
Ankaragücü maçında girdiği gol pozisyonunda, topla ilk buluştuğu(ilk fotoğraf) andaki yerleşime bakıldığı vakit o topun 2 pasla kale önünde mutlak pozisyona dönüşmesi pek olası gözükmüyor, ama Ernst’e verdiği bir ‘doğru pas’ ve ‘doğru koşusuyla’ savunmayı oyundan düşürüp, maçtaki sınırlı mutlak pozisyonlardan birini ‘’yaratıyor.’’ Skor can sıkıcı evet, ama kendi zekasıyla şu pozisyonu yaratan adama da hakkı bir şekilde teslim edilmeli. Bugün kaçırır, yarın atar. Önemli olan doğruyu düşünüp, uygulayabilmesi. Hani ille de kıyas yapılacaksa, takım içindeki dilediğiniz bir hücumcuyu aynı pozisyonda hayal edip, ne şekilde top kullanacağını kafanızda canlandırabilirsiniz.
Eskişehir maçındaki sağdan devam ettirdiği topsuz koşu ve sezileriyle bir anda kendini pozisyona sokması da en beğendiğim pozisyonların başında geliyor. İlk fotoğrafta ekranın sağında kadraja sadece sol kramponu girmiş (sonra bu adam nereden fırladı demeyin) top daha Fernandes’e gelmeden, bizimki pozisyona uyanıyor ve ağır(!) Edu, koşusunun devamında rakip beki de arkasına alarak, kaleciyle burun buruna geliyor. Tıpkı Ankaragücü maçındaki gibi rakip sahada 2 pasla bu pozisyonların yakalanmasındaki aslan payı hep Edu’nun .
Hafızalardaki tazeliğini koruduğu için son 3 lig maçından (Karabük-Eskişehir-Ankaragücü) birkaç pozisyonu kesip, ön plana çıkarmak istedim. Yukarıda bahsettiğim özelliklerini destekler nitelikte pozisyonlar bunlar.
* Bazı resimler net değil, halka içindekiler Edu (görseller tıklayınca büyür)
Bu pozisyonlardan, Eskişehir maçındaki asist öncesi pas dışında hiçbiri golle sonuçlanmadı, ne girdiği pozisyonlar, ne hazırlamış olduğu pozisyonlar, ne de asist öncesi pası dediğimiz, pozisyon hazırlayıcı paslar… Ama Veli ve Ekrem’in kale sahasından kaçırdığı gollerde, Almeida’nın karşı karşıya değerlendiremediklerinde, sağdan ve soldan taşıdığı toplarda, Hilbert ve İsmail’in bindirmelerindeki alternatif pas kanallarına rağmen doğru tercih ve zamanlamalarıyla hep bir şeyler gösterdi Edu (ki bunların ikisi de sonradan oyuna dahil olduğu maçlar)
Şunun şurasında 3-4 ay daha burada. ‘’Bu adam ne iş yapar!?!’’ diye sorgulanacak kadar da boş bir adam kesinlikle değil. Ekstra bir desteğe gerek yok, anlayalım, sevelim yeter. Zaten sürekli olarak 11′de yer bulduğu da yok, o yüzden bu hoşnutsuz, 7/24 memnuniyetsiz, hiçbir şeyi beğenmeyen, peşin hükümlü profilin de, sanki 3 yıldır katlanıp, sabrediyormuş gibi agresifleşmesini de ne yalan söyleyeyim anlayabilmiş değilim.
























15 yorum
pamukk | 10/01/2012 | 15:06 |
emeklerine eline koluna sağlık. büdünün eşi edi işte :s
open your mind | 10/01/2012 | 15:14 |
Futbolunu falan gectim son dakikalarda ceza sahasi icinde kendini yere atinca bitti benim icin. Burak Yilmaz’dan sirf bu yuzden nefret etmistim. Bu tarz adamlarin benim Besiktasim’da yeri yok.
QuaresmA | 10/01/2012 | 15:24 |
Yani düz topçu tabi ama Almanya görmüş olması ve oyun zekasının varlığı sebebiyle takımın 3. forveti olmasında bi sakınca görmüyorum. 2. forveti olursa sıkıntı çıkarırım ama.
yilmix | 10/01/2012 | 15:24 |
almeida varken bu adama sövme lüksümüz yok. halen daha taraftar almeida’nın arkasında, “potansiyeli var” filan diyolar ya ölüyorum.
onurlu | 10/01/2012 | 15:31 |
Su anda ilgili alanlardan bir tanesinde yuksek lisans yapiyor olsam tez konumu kesin Besiktas taraftarinin kendi sporcusunu hor gorme fetisizmi olarak secerdim. Besiktas’a omuzlarda gelip, sonra 6. ayda futbolcu degil bu yorumlariyla karsi karsiya kalanlar arasinda kimler yok ki Edu’ya sira gelsin…
Haaa soylediklerine %100 katiliyorum da dost aci soyler hesabi sunu soylemeden gecemeyecegim, bu linc ortaminda boyle gorsel destekli ve ici dolu yazilara harcanan zaman israftan baska bir sey degil. Kleberson’a falan yazdigim yazilari hatirliyorum da duperduz salakmisim. Herif yanindaki adama pas veremiyor cumlesini 3 sn icinde kurmak varken gunlerimi harcamistim resmen.
Edu futbolcu degil, Almeida Besiktas’in forveti degil, Simao yavsak, Guti ibne, Delgado kiz gibi, Ailton ofsayti bilmiyor, Kleberson yandakine pas atmaktan aciz, Carew Norvec kalasi (saydigim isimler arasinda bize para kazandirarak ayrildiktan sonra badem gozlu olmasiyla tek istisna kendisi olsa da Besiktas formasi giydigi zamanlari hatirliyorum, arsivler silinmese de 2004-2005 devre arasinda Forza’da acilan Carew’in yerine Veysel oynasin basliklarina ulasabiliyor olsak…). Duyan da dunyada kimsenin izlemedigi, bogazina kadar boka battigi kayitlara gecmis bitmis bir ligdeki uc buyukten biri degil de Sampiyonlar Ligi kuralarinin birinci torbasinin demirbasiyiz sanacak….
gregorovitch | 10/01/2012 | 16:04 |
Edu hakkındaki fikirlerim genel kanıdan farksız olurdu Eser Gokulu okumuyor ve takip etmiyor olsaydım (fena havalı oldu ama toparlayacağım) demek istediğim bu adamı savunan ve olumlu bişeyler gören tek insan kendisi olabilir. He şahsen hala Edu’nun performansından memnun değilim, zira biraz daha gol faaliyetlerinde adının geçmesi daha hoş olur. He verdiği pasların gol olmaması kendi suçu değil ancak ligde penaltı hariç golü olmaması çok acı. Ayrıca yukarıda yorumlarda da belirtildiği gibi kendini yere atması müthiş çirkindi ve biraz sempatisi olanlar varsa onları da yitirdi. Burak’tan beri Beşiktaş’ta forvet oynayıp kendini yere atan -hatırlamıyorsam düzeltin- olmamıştı ve Burak’ın şuanki performansına rağmen gidişine üzülmemiş biri olarak Edu’dan acilen silkinip kendine gelmesini bekliyorum, yaptığı için de taraftardan özür dilemeli.
ibrahim tandogan | 10/01/2012 | 16:29 |
biz bu varyasyonları simao’dan bile bu sıklıkla göremedik almeida ile karşılaştırmam bile edu’yu. adamın aldığı süre ve verdiği katkı oranlanırsa beşiktaş’taki bir çok futbolcudan daha fazla katkı sağladığı görülebilir.
tebrikler abi yazı çok güzel, görsellerle destekleyince daha sağlam olmuş.
onurlu | 10/01/2012 | 17:55 |
Benim anlamadigim bir denklem var. Bir forvetin kendini yere atan forvet olarak etiketlenmesi icin kendini yere atma adedi/gol adedinin kac olmasi gerekiyor acaba? Cunku son senelerde formamizi giymis her forvetin en az Edu kadar kendini yere attigi pozisyon hatirliyorum. Isin komik tarafi, son 10 senede bu konuda surekli gundeme gelen Burak’la kapisabilecek yetenekteki yegane adam Ahmet Dursun, Seba gitsin demis bir taraftar olarak bunu tartisiyoruz.
Kaldi ki genelde penalti almak icin olmasa da (ki forvet olmamasina ragmen penalti almak icin atmisligi da yok degildir, o ayri) futbol kariyerinin neredeyse tamamini rakibini cekistirmeye baslayip sonra kendini yere birakmaya dayandiran Uzulmez’e senelerce kahraman muamelesi yapan da bizdik. 2006-2007′deki Antalya deplasmaninda Kleberson’un defansin arkasina attigi pasta onundeki bombos topa kosmak yerine arkasinda (dikkat edin arkasinda diyorum) kosan adami cekistirerek faul almaya calisirken faul yaparak heba ettigi kontramiz sacmalaginda bir harekete futbol sahalarinda bir daha denk gelmedim desem yeridir.
akaang | 10/01/2012 | 23:15 |
yer atma olayı benim de hoşuma gitmedi fakat bu konuyu dilen getirenlerle ilgili şunu düşünüyorum, bir oyuncuyu sevmiyorsan onu silmesi çok çok daha kolay oluyor. geçen sene q7′nin kiev maçında attığı tekme bana göre bu hareketten çok daha çirkin bir hareketti.kaybetmeyi hazmetme açısından. hem de 2-0 gerideyken 90. dakikada üçlü çekebilen taraftarın önünde yaptı bunu. futboldan biraz anlayan adam edu’yu bir kalemde silemez. edu baktığınız zaman attığı şutların çoğundan önce mükemmel bir şekilde önünü boşaltıyor. zaman zaman araya attığı paslar da cabası. bir adamın daha ne yapması lazım harbiden bilemiyorum.
bana göre şuan edu’nın begenilmemesinin en büyük sebebi geçen seneki transferden sonra ismi bilinmeyen biri olması ve tabiki forlan ismiyle kıçı tavana vuran gittikçe fener taraftarına benzeyen taraftarımızı tatmin edememiş olmaması. tüm bunlar olmasaydı bizim bildiğimiz beşiktaş taraftarı edu’yu sadece mücadelesiyle bile alkışlardı.
cagatay | 11/01/2012 | 10:38 |
çok iyi bir yazı olmuş hocam ellerine sağlık.
jokond | 11/01/2012 | 11:58 |
bir takım taraftarı pekala oyuncusunu eleştirebilir, beğenmeyebilir ama Edu örneğinde de gözlemlediğimiz üzere aşağılamak, dalga geçmek, hakir görmek bir zavallılık örneğidir. Edu hakkında ise hem olumlu hem de olumsuz düşüncelerim var. Olumlu açıdan baktıklarımı zaten Eser sağolsun yazıda çok güzel özetlemiş. Olumsuzluk olarak değerlendirdiklerim arasında ise Edu’nun maç içi performansının anlık olarak değişimlerini söylemek mümkün. Bazen öyle bir hareket yapıyor ki adamın futbolculuğu konusunda bile tereddüt yaşar hale geliyorsunuz, çok değil beş dakika sonra çok şık bir hareketle, pasla, şutla gözlerinizi kamaştırıyor. 15 maç sürekli oynayan bir Edu da performansıyla bu dediğimiz gel-git olayını rahatlıkla çürütebilir. Onun için de sürekli sahada görmeliyiz ki bu şartlarda zor gözüküyor.
Zibidi | 11/01/2012 | 12:13 |
BOBO diyorum ve susuyorum :( Ne Edu ne Almeida ne q7 hakkında yorum yapmadım yapmayacağım…Bu takım Hilbert, Ernst, S.Kuntz v.d ile güzel…
WiLdHoney | 11/01/2012 | 16:46 |
Yere atma kötü kabul ama, sadece bununla suçlamak kadı kızı denklemine benzer. Bu hareketleri Tabata’dan A. Dursun’a herkes yaptı yapıyor yapacak. Önemli olan Burak gibi Arif Erdem gibi bu tip hareketleri yapmış olmakla özdeşleşmemiş olmaktır.
Edu konusunda ise, kendisi benim gözümde tam bir Nobre’dir. Açıklamak gerekirse kafasındaki futbol bilgisi üst düzey bir adamdır bence. Ama bedeni ve konsantrasyonu her zaman aklıyla aynı seviyede değil, Nobre’de böyleydi bence akıllı, futbolu bilen birisi.
Sonuçta ne istediğimiz ne beklediğimiz önemli adamdan. Aldığı para ederinde gayet faydalı bir yedektir. 18 dışında bile kalmışlığı vardır, ama girdiğinde oynamaya çalışır ve asla öff pöfff triplerini yada ben neden burdayım davranışlarını görmedik. Belkide verilen zaman daha çok artsa daha faydalı bir adam olacaktır.
Ellerine sağlık Eser…
powerslide | 12/01/2012 | 11:21 |
onurlu ve eser gokulu,
lütfen oyuncular hakkındaki analizlerinizi paylaşmaktan geri kalmayın, biliyorum son senelerde artan bir “hiçbişeyden memnun olmayan taraftar profilimiz” ‘e rağmen bu tarz zihin ve ufuk açıcı yazıları görmek benim de tarafında olduğum kısmı çok memnun ediyor. inanın görmediğim, dikkat etmediğim çoğu şey sayenizde fikirlerimi şekillendirmeme yardımcı oldu.
bunun dışında gözlemlediğim, son yıllarda beşiktaşlılar arasında artan bi oyuncu kendini yere attıysa “bitti gözümde artık” söylemi var . bunu kullanırken düşünmeden tartmadan çok acımasız oluyoruz.
edu konusunda ise taraftarların yıllardan biriken sancısı var, yıllardır tartışmasız forvet sıkıntısı çeken bir takım olarak hepimize gına geldi kabul, artık hiç koşmasın pres yapmasın pas atmasın alan boşaltmasın ama geleni yapıştıran bir forvet gelsin diycek durumdayız ama ilhan mansız bile en tartışmasız forvetimizken ona da derbilerde gol atamıyor ama yae diyebildik.
zago30 | 12/01/2012 | 16:31 |
yazı için teşekkürler,emeğine sağlık
Yorum yapmak için lütfengiriş yapın