Yeni stad konusu uzadıkça uzuyor. “Mayıs ayında vurulan kazma” adlı temcit pilavını EkşiBeşiktaş’tan Shelbyl harika şekilde makaraya almıştı, daha güzel özetlenemezdi düşülen komik ve sıkıcı durum. Senelerdir çıkmayan izinler ısmarlama haberlerle çıkmış gibi gösteriliyor.

Ertuğrul Günay yeni stada en büyük muhalefeti yapan isim. İlk açıklamasında hatta başımızdan aşağı kaynar sular akıtan, skandal sözler sarfetmiş ve İnönü Stadı’nın hali hazırdaki varlığından da rahatsız olduğunu ifade etmişti. Tribünden de “stad kayıyor, sana stad kayıyor” gibi tarihi bir ayar verilmişti.

O günden bugüne süren tartışmalarda, iki adım geri atıp söylenenlere ve gelinen noktaya bir daha bakmakta fayda var. Öncelikle ben yeni stada, mevcut stadın yıkılıp yeniden yapılmasına tamamen karşıyım. Stad tabi ki yenilenmeli ama bunun için “yık-yap” tek çözüm değil. Bir yapıyı yıkmadan sağlamlaştırmak, güçlendirmek illa ki mümkündür. Daha önce de bir yazı yazmıştım bu konuda.

Şu an gelinen noktaya bakarsak; Beşiktaş Yönetimi stadın altına otopark, yanına AVM, sırtına otel gibi tekliflerle gidiyor. Bu en başta Beşiktaşlı olarak kabul etmeyeceğim bir istek. Stadın maksadını aşan, Dolmabahçe’nin ruhunu bozacak hareketler. Şark kurnazlıkları. Efendim; Gökkafes varmış. Buna tepki verirken bir Beşiktaşlı aynısını biz de yapalım diyemez. Buna karşı çıkan her kesim ise haklıdır. Sen oraya gecekondu usulüyle maksadını aşarak para kırma amacıyla yapılarak dikeceksen, Beşiktaş taraftarının görevidir buna karşı durmak.

Stad kaydı, tepki verildi, birileri ayarı aldı ve şimdi “tamam stad orda kalsın zaten” diye çarketti. Artık herkesin durup, mantıklı argümanlarla sonuca gitmeye çalışması gerekiyor. Ve stad yenilense de, restore edilse de; tek doğru var; orda sadece Beşiktaş futbol takımının maçlarını oynaması amacı güden, dokuya uygun bir yapı olmalı. Demirören logosu çakılı bir AVM için Beşiktaş taraftarı dolduruşa gelemez, bu uğurda Beşiktaş’ı kullandırtamaz.