Tankla Yürürüm
20:01 | majere |Oca 11

“Yabancı kontenjanı Bobo’yla doldurulursa Akaretler’deki kulüp binasına tankla yürürüm.” Bu söz Sanlı Sarıalioğlu’na aitti ve Bobo’nun bonservisinin Can Tigana’nın ısrarlarıyla alındığı 2006 yazında edilmişti. Fikriyle tamamen zıt olsam da, lafın içerisindeki aşırılık şakası bir yandan hoşuma gitmişti, çok gülmüştüm. Sanlı Kaptan çok geçmeden Bobo konusunda yanıldığını kabul etti, hatta Bobo en tuttuğu adamlardan biri oldu (Son dönemdeki fikri nedir bilmiyorum, takip edemedim). Tankla yürüme, uçakla Vecihi dalışı yapma gibi fikirler ise şimdi, Bobo’ya hakkı olan kıymet gösterilmemesi halinde benim aklımda dönüyor.
Bir itirafta bulunayım: “Brezilya’dan avukat getirsen…” geyiğinin döndüğü dönem, Bobo’nun ilk maçları esnasında ben de onu çok tutmamıştım. “Bu ne yaaa!” diye öfkelenip hakkında karar verdiğim bir pozisyon vardı, Kadıköy’deki 2-2’lik Fenerbahçe maçında Kleberson’un soldan ortasına altıpasta, gördüğüm en kötü zamanlamalardan biriyle kafayı vuramamasıydı o da. İnsan gördükçe, yaşadıkça tecrübeleniyor işte; o pozisyon da benim, dünyanın öbür tarafından gelmiş bir sporcunun, hele 20 yaşında bir çocuksa, bir süre normalde yapabildiklerini yapamayacağı gerçeğine dair aklıma gelen ilk hatıradır. Ama Bobo’yu sevmeye başlamam çok uzun sürmedi. Aynı sezonun sonunda, bu kez kupa finalinde oynanan Fener maçında –yine- gol atamasa da performansını beğendiğim ve gelecek sezon takımda tutulmasını beklediğim bir oyuncuydu artık.
Sonraki dört buçuk yılını uzun uzun anlatıyorum, başka bir gün niyetimiz o olabilir, umarım çok uzun zaman sonra, arkasından el sallarken. Beşiktaş formasıyla geçirdiği beş yılın ardından Bobo benim için hem çok sevdiğim bir oyuncumuz hem de çok çok iyi bir forvettir. Malum, ne derece iyi ve yeterli bir forvet olduğu hep bir tartışma konusu. Adamın ne kadar iyi forvet olduğunun tıbbi değerlerini verecek bir makinemiz yok ne yazık ki ama bence hata, o değerlerin arayışındayken istatistiklerin yorumlanmasında yapılıyor. Bobosevenlerin kullandıkları “Beşiktaş tarihinin en çok gol atan yabancı oyuncusu” ünvanı, Nouma, Kuntz, Ferdinand, abilerimizin sık andıkları Paunovic gibi oyuncular sahada gösterdikleri performanslardan bağımsız farklı sebeplerle Beşiktaş’ta uzun dönemler geçiremediklerinden bence çok da önemli bir istatistik bilgisi değil, kabul. Ama karşı cephede sıkça görülen “Beşiktaş’ın forveti her sezonu 11-12 golle mi tamamlar?” soru/tepkisi de Bobo’ya haksızlık.
“Beşiktaş’ın forveti ……..?” kalıplı sorulardan önce Beşiktaş’ın Bobo’nun dört tam sezonundaki gol sayılarına bakmak gerekir. Geçen sezon 47 gol. Şampiyonluk sezonunda ancak 60 gol. Bir önceki sezon 58 gol. 2006-07’de 43 gol. Normalde Beşiktaş iddiasındaki bir takımın aşağı yukarı sezonun üçte ikilik kısmında ulaşması gereken miktarlar bunlar, sezon bitiminde değil.
Bu kısırlığın Bobo’dan kaynaklandığını savunanlar olacaktır. Onlara şunları sormak isterim: Bir futbol takımının gol sayısının azlığının dört yıldır tek bir oyuncuya bağlı olması mı daha mümkün, yoksa dört sezondaki takımların bütününün söz konusu oyuncunun istatistiklerini etkilemesi mi? Dört sezonda Bobo’nun yanında, sağında, solunda ve arkasında oynayan, ondan pas alan ya da ona pas veren, bu dört yıldaki Beşiktaş takımlarının hücum güçlerini oluşturan Marcio Nobre, İbrahim Akın, Burak Yılmaz, Ricardinho, Matias Delgado, Kleberson, Koray Avcı, İbrahim Üzülmez, İsmail Köybaşı, Rodrigo Tabata, Nihat Kahveci, Fabian Ernst, Michael Fink, Ekrem Dağ, Yusuf Şimşek, Rodrigo Tello, Filip Holosko, Ali Tandoğan gibi oyunculardan kaç tanesi size göre tatmin edici performans gösterdi Beşiktaş’ta (ve sonrasında)? Herkesin beğendiği isimler olabilir bu listede; örneğin ben –Muhtemelen üzerinde fikirbirliğine varılacak Ernst’i saymazsak- Delgado’yu çok tutardım ve performansının değerlendirilmesi konusunda haksızlığa uğradığını düşünüyorum, keza Kleberson’un da. Ama sanırım hayalkırıklığı olarak nitelendirilecek oyuncular hep fazlalık olacaktır.

Bağlantılı bir diğer soru: Bu sezonun başında yanına ve arkasında Quaresma ve Guti kalitesinde iki adamın eklenmesiyle, takımın sürekli ileride oynamasını tercih eden bir teknik direktörün oyun anlayışı içerisinde, yine Guti ve Quaresma’nın sakatlanmalarıyla takımın rayından çıktığı Ekim ayı başına kadar Bobo’nun ligde oynadığı ilk üç buçuk maçta (Karabük ve Fener maçlarında sonradan oyuna girip toplam 30 dakika oynayabilmişti) 5 gol atıp bir de penaltı yaptırması tesadüf müdür, denk gelmiş iyi bir dönem midir? Sakatlanana dek ligde yedi buçuk maçta 7 gol, Avrupa Ligi’nde dört maçta 2 gol (ön eleme turlarındaki ve Türkiye Kupası’ndaki maçları saymıyorum) “Beşiktaş’ın forveti” için nasıl miktarlar?
Kanımca Bobo’nun iki büyük şanssızlığı olmuştur. Birincisi, mecburi bir yeniden yapılanma sürecinde Beşiktaş’a gelmesi ama en büyük şansı olan Tigana’nın ilk tam sezonunun ardından bıktırılarak kulüpten ayrılması sonucu onunla fazla çalışamaması, teknik direktör değişiklikleriyle takımın rüzgarda savrulmaya devam etmesi ve bir türlü Bobo’nun etrafında düzgün, hücum gücü yüksek bir takım kurulamaması. İkincisiyse geçenlerde Demirören’in televizyonda söylediği gibi, 20 yaşında geldiği bu takımda artık “bizim çocuk” olarak algılanması. Bobo’nun bizim çocuk olması aslında şirin, hoş bir şey, mesela belki benim ona sempatimi arttıran bir etken, ama maalesef bu ülkede “bizim çocuk” olmak biraz da tehlikelidir çünkü “Nasılsa bizim çocuk, ikna ederiz/yaptırırız/hallederiz” anlayışı hakimdir hemen her yere. Bobo’nun şu an yaşadığı da bu biraz. “Bobo bizim çocuk, 1 buçuk milyona bağlarız.” Pardon da niye kabul etsin bu parayı? Sol ayağı etmeyecek Nobre yıllık 2 buçuk milyona oynuyorken, hele şimdi de Fabian Ernst yıllık 2 milyonun üzerinde bir paraya imza atmışken Bobo niye az parayı kabul etsin? Kulübe borcu mu var? (Bobo çıkıp “O para benim çocuklarımın rızkı, bırakmam” diye basın açıklaması yapsa ne komik olur)
Son olarak, taraftarı yönlendirecek kudretim olduğundan değil ama kendi çapımda dikkat çekmek istediğim bir konu var. Belli kalemler gazetelerde Bobo’yu pis, kaka olarak göstermeye yönelik haberlere başladılar. Schuster “Bu takımı en kritik dönemde yalnız bıraktı, ben bunu artık istemiyorum” demiş, Bobo’nun aslında sakatlığı yokmuş, kulübü sıkıştırmak için Brezilya’ya gitmiş, falan filan. Neresinden tutalım? Schuster’in öyle üzerini çizdiği bir oyuncuyu ikinci yarı kampına alması inandırıcı geliyor mu? Peki Bobo’nun bir ara “kariyeri bitebilir” şeklinde aktarılan sakatlığının yalan bir sakatlığa dönüşmesi? Beşiktaş kulübü bunu tespit edip gereğini yapamıyor mu? Böyle abuk senaryo mu olur? Benim gördüğüm kadarıyla bu tip haberler Bobo’nun, Schuster’in tartışılmaya başlamasına hemen yetiyor. Dilerim bunlara karşı uyanık olur Beşiktaş taraftarı.
İlk yazım olduğu için uzun mu oldu bilmiyorum, konuşulmuş şeylerin üzerinden mi geçmiş oldum, onu da bilmiyorum ama Bobo benim için özel bir karakter ve oyuncu, onun hakkında bir şeyler söylemedikçe başlayamazdım. Bir tarafına Bobo sayacı iliştirilmiş bir yerde üç-beş laf etmek güzel bir şey. Bu vesileyle siteye hoşgeldin, kendim için hoşbulduk diyeyim. Davetlerinden ötürü siteyi oluşturanlara bir kez daha teşekkür ederim.













17 yorum
thug love | 11/01/2011 | 20:34 |
bobo ile ilgili cok objektif olamiyorum gerci ama neresinden bakarsan bak bobo ile ilgili okudugum son zamanlardaki en basarili analiz. eline saglik majere. tekrar hosgeldin.
tathar | 11/01/2011 | 21:08 |
süper bir başlangıç, eline sağlık hoş geldin.
turkpanzer | 11/01/2011 | 21:14 |
bobo dediğin zaman bende her zaman “çok babasın bobo” modunda bir iyimserlik hep varolmuştu. halen de var. gol kısırlığını kısayoldan bobo’ya mâl etmek hepimize kolay geliyordu sanırım..
ayrıca ilk yazı değil sanki spor magazininden bir makale tadında yazmışsınız, elinize sağlık.
kalashnikov | 11/01/2011 | 21:43 |
bobo kalmazsa önce yönetimi, sonra menajer figer’ i en son da bobo’ nun kendisini yakarım burdan alenen tehdit ediyorum.
ger0nim0 | 11/01/2011 | 22:11 |
Bir ben sevemedim herhalde kendisini. Bir bana saç baş yolduruyor herhalde. Son 5 (hatta son 7) sezonda takıma doğru dürüst bir golcü gelmediği için baş tacı ediliyor. Adamı kıyaslayabildiğimiz tek adam Nobre. Benim için al birini vur ötekine. Bu gözler Metin’i, Feyyaz’ı Ali’yi, Pascal’ı İlhan’ı gördü ve hatta kadıköy panterini. O yüzden hikayedir benim için.
carlito | 11/01/2011 | 23:18 |
bobo ile ilgili böyle bir yazıyı hasretle bekliyordum, eline sağlık birader.. söylemek istediğim ne varsa yazmışsın..
umarım her yazın böyle olur, sen de hoşgeldin…
akaretler | 12/01/2011 | 01:33 |
eskiden akaretlerdeki kulüp binasındaki transfer görüşmeleri sırasında taraftar binanın dışında toplanır, içerden gelen haberlere göre sevgi gösterilerinde bulunup, alkış ve tezahuratlarla destek verirlerdi. bobo’nun sözleşmesi yenilenince ben de tek başıma gidip böyle birşey yapacağım yıllar sonra yeniden herhalde.
purplepurple | 12/01/2011 | 01:52 |
yazı muhteşem.
bobo’yla ilgili bir durum daha var ki, adam püri pak be abi. sahada bugüne bugün beni bir kez bile utandırmış değil. resmen milne dönemlerinden biri gibi.
Deivson Rogério da Silva (Bobô) | Güven Atbakan | Kişisel Blog | 12/01/2011 | 05:19 |
[...] http://www.burasikapali.com/2011/tankla-yururum/ Paylaş [...]
WiLdHoney | 12/01/2011 | 08:13 |
Yazı güzel olmuş,
Bu arada Bobo’yu çok severim, takımda kalmasını isterim fakat kendisini asla ama asla efsanelerimiz arasında göremedim göremem, ne bir İ.Mansız ne bir Pascal ne bir Üzülmez olamayacak bence.
Çoğunlukla elinden geldiğini vermeye çalışan, zaman zaman mental olarak kaybolduğu ve hiçbir varlık gösteremediği dönemleride olan, ligimiz kalitesi için gayet yeterli bir oyuncu olmasına rağmen olurda takım vites büyütmek isterse ve daha büyük hedeflere koşmak isterse sanki bir hayal kırıklığı oluşturacakmış gibi düşünürüm hakkında.
Herşeye rağmen kesinlikle ama kesinlikle kalmalıdır.
Bu arada bendeki bahtsızlığı neyle açıklarım bilmem!
İstanbul’daki Porto maçına İzmir’den gitmek için 1ay önceden herşeyimi hazırladım, Guti ve Q7 oynamadı 3 yedik.
Manisa maçına hazırlandım Simao ve Almeida’yı izlemek için dün sabah biletleri aldım ve akşam haberi geldi, onlarda yok ve korkarım gene 3 yicez :)))
Olurda gene 3 yersek sakın siteden atmayın dostlar :)
deniz | 12/01/2011 | 09:33 |
Yazıda belirtildiği gibi birçok rasyonel nedeni var Bobo’nun kalmasını istememin, ama sırf Trabzon maçında kaledeyken topu tutup neredeyse 5 saniye sonra kendini yere atışı ve sonraki yüz ifadesi için bile gitmesin isterim. Allahım hala gülüyorum :)
helldoradotcom | 12/01/2011 | 09:44 |
Nobre 2,5 aliyorsa Bobo 3 mio’yu cok rahat hakeder bu ortamda fakat Nobre’nin 2,5 almasi normal midir? Yanlisi yanlisla duzeltmek olmaz. Nobre 2 sene daha 2,5 alir ondan sonra 1 mio teklif edilir ve gider. Bobo’nun da alacagi para max 1,5 mio’dur. Fazlasini isterse ederini getirir ve gider. Oyle soylendigi gibi cok degerli bir forvetse de takim bulmakta zorlanmamasi gerektigini dusunuyorum. Ama gitmez! Neden mi? Cunku kimse ona burada kazandigi parayi vermez. O yuzden burada 10-12 gol atarak taraftarin sevgili olmaya devam etmeyi tercih eder. Kusura bakmayin ama son surati 35 km olan bir forveti modern futbol icine sindiremez. Ancak STSL’de oynar bu fizik performansiyla!
fabianernst | 12/01/2011 | 11:31 |
@helldoradotcom
al benden de o kadar bobo nun kalmasını bende istiyorum.hele ki nobre hıyarı varken.ancaaak bobonun surekli taraftar bakımından abi nobrede 2.5 alıyor denmesi abukluk.bu guzel yazıda da gordum bunu gorunce çok affedersiniz bariz bir duygu somurusuyle karşılaşmış gibi hissediyorum.bobo ligin son 8 haftası gol atan bir futbolcu.kadroyla alakası yok bu işin.bazı oyuncular kotu kadrodayken de o ışığı verir bobo o zamanlar o yanındaki vasat futbolcular gibi gene vasat perrformanslarda oynuyordu.eger bobo 2.5 istiyorsa denildigi gibi gule gule buyursun gitsin. o paranın yakınında bir para bile alabiliceğini bile zannetmiyorum gitsin bakalım alabilecek mi.bizim çoçuk gorulene ayıp edilir denilmiş gitsin liglerin son 8 haftası top oynayan istikrarsız canı istediginde oynayan kendini hiç geliştirme amaresi gostermeyen takım saha da kotu giderken hiç bir halt yapmayan bir adam beşiktaş dışında hiçbir takımda 5 yıl oy-na-ya-maz.bizim evladımız ki 5 yıl sabretmişiz gitsin başka bir takıma 5 yıl bu sabrı kim gosterir.nobreyle bile kıyaslanıyorsa bunu yanında ali tandoğan oynuyor demekle açıklayamayız. yonetimi hiç sevmem ama yerden goğe kadar haklı ben kasımpaşa maçına gittim gene aynı bobo kimse kusura bakmasın.ligin ilk 4 haftasi oynar sonra antremanlar hak getire sivas maçının ikinci yarisinda takım bocalarken gene kayboldu o maçta herkes holoskoyu suçlu buldu ama bobo işler kotu giderken kayboluyor deplasmandaki porto maçında kaç tane pozisyonu hiç etti fucile kalenin onunde 5 metre geriden gelip bobonun posiyonunu bozdu.aynı şekilde kasımpaşa maçı ayakta duracak hali yoktu.gene aynı bobo ya dondu ilk 7 hafta Oynar sonra kış uykusu oh miss sonra 29 30 hafta dan sonra gene uynanış.arkdaslar uyanın artık bobo nobreden iyi ama 2.5 milyon etmez.nobre 2.5 alıyor dersek takımda cenk gonen e bile nobreden daha fazla verelim derim bende.nobre konusunda saçmaladık bobo konusunda saçmalamayalım. gitsin 2.5 alsın NOBRE de alıyor demek keriz gibi kazıklandık bir kez daha kazıklanalım demektir.nobre 2.5 alıyorsa gidelim 29 maça çıkan ernst e 5 milyon verelim o zaman .bakın ozellikle maçları verdim bu maçlardaki bobonun haline bakın ve bantı bir sene eskiye alın gene aynı zamanlarda gene aynı formsuzluktaydı bobo 5 senedir aynı form !! grafiğinde oynuyor adam yahu gorun bunu artık
pamukk | 12/01/2011 | 15:07 |
Bobo’yu satanı yakarım,yakacak olana yardım ederim.zevkle.!
open your mind | 12/01/2011 | 15:43 |
Bobo giderse, seneye Messi’yi alsalar bana yaranamazlar…
helldoradotcom | 12/01/2011 | 17:44 |
Bobo’yu satan olacagini sanmiyorum. Bobo’ya TD’nin gorusu alinarak belli bir deger bicilir ve bu tutar onerilir. Kabul etmezse kendisi gidecektir. Oyuncuyu gondermek ona sozlesme onermeden olur. Yani Bobo giderse parayi begenmeyip kendi gitmis olacak. Ben baskan olsam klup politikamiz dahilinde belli bir para onerdik begenmedi ve gitti derim. (ki Bobo’nun bir yere gidecegi yok, en fazla ulkesine doner yari paraya oynar). Nobrain’e neden bu kadar veriyorsunuz derseniz de o hata oldu bir kere hatalrdan ders almak lazim derim :p.. YD’ni savunur hale geldim ya tamamdir amk.
helldoradotcom | 16/01/2011 | 11:47 |
Gordugunuz gibi Bobo’yla yilligi 1,8 mio eur’dan 3 yillik anlasilmis. Kulup verebilecegini teklif etmis Bobo’da daha iyi bir teklif bulamayacagini bildiginden kabul etmistir. Nobre’nin altinda kalmasi daha kotu fitbolcu oldugunu gostermez sadece kulubun transfer politikasinin degistigini ispatlar. Adali ve Zulfikaroglu simdilik cok sey kattilar. YD biraz olsun sevimli girunebiliyorsa bu adamlar sayesindedir.
Yorum yapmak için lütfengiriş yapın