Beşiktaş – Paok münasebeti/dostluğu son zamanlarda iyice gündeme gelen, bu nedenlerle de merak edilen bir konu olmaya başladı. Bu merakın içinde kah kabullenip daha fazla öğrenme isteği var; kah reddetme var.. ve maalesef bir büyük de yanılgı var; bu işin temellerinin Fenerbahçe-Paok eşleşmesiyle atıldığı yanılgısı.

Konuyu açarken biraz kişisel bir hikayeden yardım alacağım.. Geçtiğimiz sene başlarında iş nedeniyle 2 hafta Selanik’te kalmıştım. Giderken tabi ki futbol için çıldıran bir şehre gittiğimi biliyordum, ayrıca Paok’a karşı da renklerinden, Kartal’ından, taraftarının tribün ateşini uçlarda yaşamasından ötürü bir yakınlık duyuyordum. Ve kulaktan dolma bilgilerle de olsa Beşiktaş ile aralarında bir yakınlık olduğunu biliyordum.

..Oradaki daha ilk günlerimden birinde sokakta Beşiktaş formalı birini gördüm. Aris taraftarı olan rehberimize göre, kendisi muhtemelen Paok taraftarıymış. Bir kısım Paoklu için Beşiktaş önemli bir simgeymiş…
Şehirde herkes futbol/basketbol aşığı olduğu için her muhabbettimiz futbolla başlıyordu ve ben bir çok Paoklu ile tanışma şansı buldum. Ve hangisine Beşiktaş taraftarı olduğumu söylesem, aldığım tepki: ‘ooo brother!!‘ şeklindeydi. Arisli’lere Beşiktaş dersem ise, ‘Paoklu’sun yani..‘ diyorlardı.
Oradan dönüşte yarısından fazlası hediye olan Paok ürünü kahve kupaları, fincan, atkı, forma koleksiyonum vardı.

Döner dönmez Paok-Beşiktaş ile ilgili araştırma yapmaya başladım net üzerinde. 1.000′denfazla üyesi olan Paok-Beşiktaş Facebook grubunu buldum, üye oldum.
Paok taraftarının bizim oldumuğuzu düşündüğümüz-olmaya çalıştığımız-sahip olduğumuz anarşist ruhun toplamı kadar anarşist yapıda bir tribün olduğunu gördüm. Filistin için pankart açmak.. Her daim Nazi taraftar gruplarına tepki koymak.. Topyekün 1 Mayıs yürüyüşüne katılmak. anti-faşist sloganlar-pankartlar.. Kimisi bir şekilde bunu anlamak istemese de; futbol kültürü gibi ülkenin şovenizm-ırkçılık ihtyaçlarının ana kaynağı olan bir kültürün içinde bu ruhu ve duruşu yaşatmak anarşist bir tavırdır.. Ayrıca evet bunları biz de yapıyoruz..

Ama… İstanbul’dan göçen Yunan’ların kurduğu bir takım olduğu, anti-milliyetçi tavırları nedeniyle Yunanistan’da kısaca ‘Türk’ diye çağırılan bu grubun maçlarında Türk bayrakları açması.. İşte bunu yapmak.. ”bana yakıştırdığın sıfatın utanılacak bir şey olduğunu düşünmüyorum.. Milliyetlere bu kadar takılıp kalmayı anlamıyorum.. Ve seni umursamıyorum..” demenin daha güzel bir yolu yoktur.

Gelelim sebebi ziyarete:
Neden sonra Paok ile Fenerbahçe eşleşti ve Paok-Beşiktaş dostluğu ayyuka çıktı. Bir dostluğun değil ama bir yanılgının temeli atıldı. Yukarıda bahsettiğim gibi geçmişi olan bir münasebet; tek bir maçtaki ortak düşman dostluğuna indirgendi. Hala da indirgenmeye çalışılıyor! Kendi içimizden taraftarlar dahi buna ortak oluyor ve ‘Türk ile Yunan takımlarının gönülden birbirine sevgi besleyemeyeceği’ faşizmine farkında olmadan alet oluyor.

Çoğumuzun dahi yeni yeni öğrendiği; 1997 yılında, Paok taraftarının Aris maçı için Selanik’e giden Beşiktaş kafilesini gecenin yarısı Aris taraftarının saldırısına karşı sabahlayarak koruması.. hala kimsenin bilmediği; 2004 yılında Paok Yönetim Kurulu’nun, Paok Başkanı ile birlikte kulübümüzü ziyaret etmesi.. bir dostluğun temelinin atılması için yeterli sebeplerdir..

Benzer taraftar yapıları, aynı renkler ve aynı sembol ve yüzyıllık komşuluk; bir dostluğun temelinin atılması için yeterli sebeplerdir.

Ve en önemlisi: iki düşman edilmiş, kardeş milletin- iki taraftar grubunun kardeş olmak istemesi; bir dostluğun temelinin atılması için başlı başına yeterli bir sebeptir!

Bu alelade bir taraftar grubu kardeşliği değildir. Bu, bir ülkenin en şoven-milliyetçi tabanlarının yatağı olan futbol ortamından uzatılmış isyankar dostluk elleridir.
‘Yunan da olursun; senin sorunun tohumunda’ diyen bir faşizme ‘seni umursamıyorum, senin gibi ırkçı komşum olacağına, Paok gibi kardeşim olsun’ resti çekmektir.

Böylesine cesur bir dostluk adımı da Çarşı’ya yakışır. Çarşı bunlara cesaret edebildiği, gözünü karartabildiği, tepki toplamayı umursamadığı zaman Çarşı olmuştur. Tribünümüzün büyüklerinin, amigolarının, liderlerinin bu konudaki tutumu da bizi şaşırtmamış ve göğsümüzü kabartmaktadır.
Geçen seneden beri Paok formamla, atkımla semt içinde gezerken Paok tezahüratları duyuyorsam, semtte siyah-beyaz Paok formalı bir çok insan gezip sempati topluyorsa, bu gönül bağına kimse set çekemez-karşı duramaz.

Paok güzel bir takımdır. Güzel taraftarları vardır. Ülkemizin kurucusunun topraklarının takımıdır. Aynı kültüre, aynı renklere, aynı Kartal’a, aynı geçmişe, aynı coğrafyaya sahip olmakla gurur duyduğum bir takımdır. Paok benim dostumdur, arkadaşımdır, kardeşimdir.