Biz ne kadar ‘Yıldız’dan Taksim’e kadar‘ desek de, muktedirler bir eğlencemizin daha içine ettiler ve kendi kendimize söyleyip, çalacağımız.. rakibimizin destekçilerinin hakkı olan koltukların, işgal edildiği bir derbiye uyandık Pazar sabahı.

Neresinden tutsak elimizde kalan, yöneticilerin de açıklamaya ‘cesaretlerinin’ ye(t)mediği deplasman yasağı, artık gün gibi aşikar ki; Fenerbahçe ve Trabzonspor taraftarlarını karşı karşıya getirmemek için alınmış bir karar. Tüm tepkilere cesurca göğsünü gerip; ‘bu ve bu sebeplerden aldık bu kararı‘ diyebilecek olsalardı, zaten deplasman yasağı da olmazdı. Bu ülkenin sporunun en köhnemiş ayağı, yöneticilik ayağıdır, her hafta farklı formlarda ve uygulamalarda karşımıza çıkıyor.

Gelelim maç gününe. Deplasman yasağı; maçın tansiyonunu ve heyecanını; doğal olarak işin eğlencesini sömürmüştü. Ama semtte geçen zaman arttıkça, tansiyon ve heyecan da bağlantılı olarak arttı.

Günün ilk hareketlenmesi Hakan Pastanesi’nin önünde başladı. Semtin 3. Kartal Heykeli’nin açılışı vardı. Açılışın Kartal Heykeli’nden dahi daha güzel görüntüsü ise, Mcdonalds’ın bulunduğu binaya asılan N.Ç. pankartı ve ordaki ‘acı mizahtı’..

Klasik ritüellerden sonra stada doğru yola çıkıyoruz. Deplasman tribününde sarı-kırmızı renkte kimse yok. Kesinlikle heves kırıcı. Bu onları çok sevdiğimizden.. misafir etmek istediğimizden.. Gelin bizim tribünde sarı-kırmızı izleyin diyeceğimizden falan değil. Bu onların ve sahadaki sarı-kırmızılıların hakkı ve ellerinden alınmış durumda. Başka söze gerek yok.

Beşiktaş ise sahada o kadar istekli ve rakibini tabiri caizse; eziyor ki, bu görüntüyü Galatasaraylı’lar da izlesin istiyor insan. Fakat olmuyor, topun canı kaleye girmek istemiyor. Top kaleye girmedikçe taraftar geriliyor.
Eboue sahada oynadığı kadar tribüne de oynuyor. Engin Baytar kapışmaya tribünden adam çağırıyor. Taraftar sahaya girmeye çalışıyor, polisi aşamıyor. Beşiktaş gol atmak istiyor, Cüneyt’i aşamıyor. Cüneyt’i aşıyor, Muslera’yı aşamıyor. Muslera’yı aşıyor, direkleri aşamıyor. Yıllarca unutulmayacak bir uğursuzluk kol geziyor. Olmuyor, olduramıyoruz ve 0-0′a çöküp kalıyoruz.

Hatırlarda ise; 65. dakika soyunma eylemi kalıyor. Hem yaratıcı, hem empatinin ve farkındalığın doruklarında bir eylem. Heyecandan tırnaklarını kemiren bir grubun, tüm maçı kenara atıp; soyunup bir halka selam çakması; ayakta alkışlanacak tavırdır. Dün Kazan Meydanı’nda Van için toplanan 1 tır yardım yerine ulaştığı an mutluluk verecektir, ama maçı tv’den izleyen Vanlı dostlarımızın gözlerindeki gülümsemeyi, ‘Fenerliyim’ diyen adamın ‘Beşiktaş’ diye bağırmasını görünce, ‘tam da unutturacaktık’ diyen politikacıların ‘hay Allah’ demelerini hissedince daha da anlaşılıyor eylemin önemi.

Hatırda kalan diğer konu ise Melo ve Engin Baytar. Engin maç sırası, maç sonu derken, Kapalı’ya dönüp masturbasyon yapmaktan elleri nasır tutmuşken, Melo ise 0-0′lık skoru yine Kapalı’ya dönüp ‘koyduk mu’ hareketi yaparak kutluyor. Bu tahriklerin peşine düşülür umarım Eser’in üzerinde durduğu gibi.

Ve Eboue… Ekşi Beşiktaş’tan Gürcan tweet atmış; ‘Kapalı ahalisinden değilim ama ordan izlediğimle derim ki; o tribünde siyahi birine maymun denirse, büyük olay çıkar, bunu bilirim‘ diye. Aslında bu gözleme dahi ihtiyaç yok.. ‘Fuck you’ dendi Eboue’ye.. Bunu herkes biliyor. Herkes biliyor. ‘Maymun’ dediniz diyenler dahi biliyor. Yalan söylüyorlar. Çünkü alçaklar.

Ve evet, Eboue’ye küfür edildi, üzerine yabancı madde olup yağıldı. Çünkü ağır tahrik etti. Sürekli tahrik etti. Şimdi şapkaları çıkarıp önünüze koyun.. Kabul edin, biz de kantarın topuzunu kaçırdık. Sahadaki bir sporcuya madde yağdırarak, bize yakışmayan ve uzun yıllardır yapmadığımız bir saygısızlık yaptık. Eğer ‘tahrik etti’ der geçersek, hem kendi geçmişimize saygısızlık yaparız hem de gelecekte sıkıntısını çekeriz. Biz tahrik eden insanları sözümüzle, sloganımızla, küfür dahi etmeden sinirden rengini değiştiren bir taraftarız. Madde yağdırmak bizim kültürümüzde bitmiş bir şeydi. Bunu kabul edelim. Ve umarım tekrar etmeyelim.

Nice daha onurlu oyunculara ve hocalara sahip Galatasaray derbilerine ve kendini kontrol edebilen Beşiktaş taraftarının hazır bulunduğu ve yasaklar olmayan derbilere diyerek.. Hepimize geçmiş olsun.